Yazılar

NUTAKU’DAN YENİ F2P OYUN: CRYSTAL MAIDENS

Yetişkinlere yönelik oyunlar yapan Nutaku, Crystal Maidens isimli yeni oyunu için ön kayıtlarını açtı.

Yeni TOTAL WAR Oyunu Yapım Aşamasında

Creative Assembly’nin forumlarından yaptıkları açıklamaya göre tarihi konseptli yeni Total War oyununun yapımına başlanmış durumda.

Yapılan açıklamada oyun tasarımının belirlendiği ve üretime başlandığı belirtildi. Karakter tasarımları ve dönemin önemli kişiliklerine önem gösterildiğine değinilirken, çatışma animasyonlarına da ciddi özen gösterildiği eklendi.

Oyunun hangi dönemde geçeceği henüz belli değil, üretimin erken aşamaları muhtemelen daha ama gözümüz üzerinde, 2017 içinde muhtemelen daha detaylı bilgiler gelir.

DAWN OF WAR III ÇIKIŞ TARİHİ AÇIKLANDI

Warhammer 40.000 Dawn of War III resmi çıkış tarihine kavuştu.

Bir erteleme olmazsa galaksideki günahkarları yakalayıp günahlarından arındırmaya 27 Nisan’da başlayacağız. Çıkış tarihi açıklamasıyla birlikte yeni bir trailer’da kucağımıza düştü, o da hemen aşağıda.

CIV VI’ya Yeni Medeniyet: AVUSTRALYA

Civilization 6’nın yeni uygarlığı belli oldu: Avustralya.

Avustralya ilk defa bir Civilization oyununda rol alacak. Oyundaki liderleri ise Avustralya’nın 2. dünya savaşı dönemindeki 14. başbakanı John Curtin.

Medeniyet özelliklerine bakarsak sahil kıyılarında güzel bonus’lar aldıklarını görüyoruz. Deniz haritalarında popüler bir seçim olma potansiyeli var gibi. Fiyat henüz belli değil ama Polonya paketinin 15 ₺ olmasına bakarsak muhtemelen aynı fiyatta olur.

Gelecek ücretsiz güncellemelere de bakacak olursak en göze çarpan özellik, Steam Atölye desteği. Diğer büyük değişiklikse multiplayer modunda takım olarak diğer oyuncu ya da yapay zekaya karşı oynayabilme. Fraxis bu özellikleri topluluğun en büyük 2 isteği olduğunu ve bu değişikliklerin oyuna gelecek yamayla ekleneceğini belirtti. Yama aynı zamanda dengeleme amaçlı değişiklikler de getirecek ama bunlar henüz açıklanmadı.

Gelişmeler bu şekilde, siz Avustralya’nın duyuru videosuna izleyiverin biz de o arada bir tur daha atalım…sonra bir tur daha…sonra bir tur daha…sonra……

CAESAR I VE II GOG’da Satışa Çıktı

Eski günlerin şehir kurma oyunlarını hatırlayanlar beri gelsin zira nostalji yapmak isteyenler için güzel bir haberimiz var.

90’lı yılların sevilen şehir kurma oyunu Caesar serisinin ilk iki oyunu GOG’un kataloğuna eklendi. İlk iki oyun Steam’de bulunmuyor dolayısıyla edinmesi pek kolay yapımlar değil bu zamanda. Roma’yı yaparım da yıkarım da diyenler için her iki oyun da 5.99$.

Caesar I , Caesar II

MINION MASTERS

BetaDwarf’ın yaptığı Minion Masters: Forced To Duel, çok yeni bir oyun olarak aslında telefonlarımızdaki Clash Royal oyununa benzer bir tat ve dokuda piyasaya çıktı. Henüz Alpha sürümünde olan oyunun F2P bir oyun olmadığını da önceden belirtelim. Steam üzerinden satışta olan oyun şu an için fiyatına karşılık çok büyük beklentiler sunmasa da, zaman öldürmek ya da kanser olmak için umut vaat eden yapımlardan.

20170110223145_1

Peki şimdi ne olacak?

Başlangıçta öğretici bölümü geçtikten sonra doğrudan dereceli maça giriyorsunuz. Bana göre bir oyunu en iyi kavramanın yolu buradan geçiyor. Maçlar bire bir oynanıyor. Arkadaşınızla veya herhangi biriyle oynamanız da mümkün. Benim en sevdiğim yanı ise kısa süreli olup (ortalama 3-4 dakika) oyuncuyu sıkmıyor olması.

Oyun öncesi hazırladığınız destenizde 10 adet kart bulundurabiliyorsunuz. Bu kartların mana değerleri   0-9 arasında değişiyor. Oyun esnasında kartları zamanla dolan mananıza göre kullanıyorsunuz. Başlangıçta elinizde rastgele 4 tane kart bulunuyor. Bunları Q,W,E,R ile bölgenize yerleştirerek başlıyorsunuz. Kullanılan kartlar yerine destenizden gelenler ile stratejinizi belirleyip ilerliyorsunuz.

Haritanın iki yanında köprüler bulunuyor, bunlar size ait olduğu sürece gelen puanlarla karakterinizin pasif özelliklerini açıyorsunuz. Her karakterde 3 tane farklı yetenek bulunuyor. Kartları karakter baz alarak dizmek büyük önem arz ediyor. Oyun görüldüğü kadar da basit değil, kartları bir yana koyacağınız zaman ve nokta çok önemli. Kartlarla ve kahramanlarla yapacağınız taktiklere alışana kadar oyunda kanser olmanız çok olası.

20170110223743_1

Bücür Cadı, Bücür Cadı…

Token(jeton): Günlük ücretsiz olarak gelen jetondan shard, ruby veya gold rastgele düşüyor. Bunun dışında 1000 gold veya ruby ile satın alınanlardan kart elde ediyorsunuz. Fakat istediğiniz kart çıkmadıysa üzülmeyin. Shardlar ile deste bölümünden istediğinizi oluşturabilir ayrıca günlük görevleri yaparak gold kazanabilirsiniz. Ruby ve shard ile yeni karakter ve arena alabiliyorsunuz.

Minion: Haritada kendi alanınıza yerleştirdiğiniz bu kartlardan çıkan minyonlar doğrudan karşı alana ilerliyorlar. Bazı minyonlar ise takımınızdaki askerlere hasar artışı, hareket hızı gibi nitelikler veriyor. Bücürler temelde; tank, uzun mesafeli, uçan, büyücüler/şifacılar olarak oldukça çeşitli olmasının yanında patlayan minionlar köprü tutan minionlar gibi çeşitlerde içeriyor.

Büyü kartları: Bir çok oyunun olmazsa olmazı olan alan, bir minyonu yok etme veya durdurma gibi özelliklere sahip olan kartlardır. En az bir tane büyü kartını destenizde tutmanız oldukça iş yapıyor.

Yapı kartları: Bir bölgeye yerleştiren rakip minyonlarına uzaktan ateş eden, belirli sürelerde asker çıkartan, karakterinizi iyileştiren, daha fazla deneyim almanızı sağlayan kartlar.  Yapı kartları kullanımı seçeceğiniz desteğe göre çok kullanışlı olabiliyor ancak karşı tarafın counterlaması da bir o kadar kolay olabiliyor.

20170110223407_1
You Shall Not Pass!

Oyun yapı olarak oldukça basit aslında, köprüyü geç ve tutabildiğin kadar uzun süre köprüleri tut ve her zaman baskın olan taraf olmaya çalış ki kolay seviye atlayabilesin. Doğru zaman geldiğinde de minionlarını akıllı yerleştir ve karşı tarafın kahramanını yok et. Kısa süren oyun süreleri akıcı oynanışı ve çok hızlı bir sürede oyuncu bulması oyunu oynanabilir kılıyor. Ancak şu an için Alpha’ da olması dolayısıyla oyunun çok da dengeli olmadığını söylemek lazım, ayrıca satın alınan bir oyunda hala parayla shard veya ruby almak doğru bir taktik olmamış.

Bu arada kısıtlı bir süre için mail adresinizle Beta Dwarf sayfasına kayıt olursanız, özel yılbaşı arenasıyla oyunun 1 adet kopyasını arkadaşınıza tanıtmanız amacıyla hediye ediyorlar bence kaçırmayın.

Efsane Oyunlar: X-Com Apocalypse

Mega-Primus’un Cesur Evlatları!

Genelde oynadığımız oyunlarda Dünyayı uzaylıların elinden kurtarmaya çalışırız. O kıta senin, bu okyanus benim demez; mavi gezegenimizi savunuruz. Ama XCom- Apocalypse’de bu sefer işler çok daha kişisel. Çünkü kendi şehrimizi uzaylılardan korumakla görevliyiz ve karşımızdaki düşmanlarımız oldukça dişli.xcom-1

XCom Apocalypse bizi “ Dünyayı kurtarmaya evinin önünden başla” düsturu ile karşılayan bir oyun. Yaşadığımız şehir Mega-Primus’u uzaylıların yıkımından kurtarmak için çabalıyoruz.

Mega-Primus bizim evimiz. Elli yıl önce Dünyamız uzaylı istilası sırasında yerle bir olduğu ve çoğu bölgesi yaşanamaz hale geldiği için, hayatta kalanların Kanada’da kurduğu mega şehirlerin ilki ve en büyüğü olan bu şehirde oyuna başlıyoruz. Savaşın yıkıntılarından kurtulup tam işleri düzene sokmaya başladığımız bir zamanda, sevgili gezegenimize yeni ziyaretçiler musallat oluyor. İlluminati piramidi şeklindeki portallardan şehre giren davetsiz misafirlerimiz, altın gününde kitaplığın üzerine çıkmaya çalışan haylaz veletler misali ortalığın altını üstüne getiriyor. Ve biz, şehrin cesur evlatları, bu yıkıma dur demek için düşmanlarımızın karşısında duruyoruz.

xcom-4

Oyun ilk olarak yeni kurulmuş minik üssümüzde başlıyor. Burası aslında birkaç odadan ve garajdan ibaret bir depodan başka bir şey değil. Bu vasat ve yetersiz evimizi oyunda karşılaşacağımız diğer pek çok şey gibi tırnaklarımızla kazıyarak, ter ve kanımızı dökerek geliştirmemiz gerekiyor.

Paramız çok az olduğu ve acemiyiz diye kimse bize görev vermediği için uzaylı temizlik ekibine ancak bir avuç acemi asker alabiliyoruz. İlk aldığımızda beceriksiz ve hantal olan, her görevde “ne yapacağım ben bu beceriksizlerle” dediğimiz bu askerler bir süre sonra birer yürüyen ölüm makinesine dönüşüyor ve her biri kardeşlerimiz oluyor.

Bu olay hemen gerçekleşmiyor tabi ki. Karşınızdaki üstün teknolojiye sahip uzaylılara karşı elinizdeki kıt kaynak ve donanım ile yaptığınız zorlu çatışmalar sonrasında ele geçirdiğiniz silahları araştırıyor, baygın yakaladığınız uzaylılar üzerinde deneyler yapıyorsunuz. Bu çektiğiniz çilelerle yaptığınız araştırmalar tamamlandığında emekleriniz meyvesini veriyor ve adamlarınız boşa mermi atan bitli piyadeden, görünmezlik pelerini ile havada uçan süper komandolara dönüşüyor. Bu zaman zarfında da ekibinizle olan bağınız hiç olmadığı kadar artıyor.

xcom-5

Bu bağ öyle artıyor ki, uzaylılara karşı yaptığınız operasyonlar sırasında askerleriniz çatışmadan sağ çıksınlar diye aynı görevi kırk defa farklı taktiklerle deneyecek kadar abarttığınız dahi oluyor. Hepsini kurtardığınızda yaşadığınız keyfin dengi bir duygu patlamasını ise, sadece adamınızı kaybettiğiniz zaman tattığınız acı ve intikam duygusunda hissedebilirsiniz. Ellerinizden kayan yoldaşınızın acısı gözünüzü öyle karartır ki, ne şehir konseyinin “binalara ve insanlara zarar verme” kuralını ne de sonrasında size kin besleyecek grupları umursamadan  “batsın bu dünya!” diyerek ortalığı yaka yıka ilerler, şok tabancası ile bayıltabileceğiniz düşman için koca binayı dahi havaya uçurursunuz.

Oyun boyunca derdinizin uzaylılarla savaşmak ve kıymetli adamlarınızı hayatta tutmak olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Mega-Primus’da sadece uzaylılarla uğraşmıyorsunuz. Şehir konseyinden tutun da, uzaylılara tapanlara ve hatta çatışmalarda ele geçirdiğiniz cihazların teknolojisinden tersine mühendislikle geliştirdiğiniz cihazlara sulanan siber casuslara kadar tonla bela ile de uğraşıyorsunuz.

Şehrin idaresini elinde bulunduran konsey aynı zamanda sizin işvereniniz. Başarılı geçen her görev sonrasında size masraflarınız için ödeme yapıyor. Ancak bu ödemeler size yetmiyor. Gözünüz gibi baktığınız adamlarınız için yeni antrenman alanları, yeni araçlar ve silahlar derken, onlara akıttığınız harcamalar yüzünden kazandığınız bütün para uçup gidiyor.  Bundan daha kötüsü ise konsey yaptığınız görevleri beğenmezse sizinle papaz olabiliyor. Aranızı düzgün tutmaz iseniz paranızı alamamakla kalmıyor, uzaylılarla birlikte şehir de çözmeniz gereken probleminiz oluyor.

xcom-6

Üstelik sadece konseyle aranızı düzgün tutmak sizi düzlüğe çıkartmıyor, şehrin büyük firmaları ve şehirde uzaylılara tapan fanatik Cult of Sirius tarikatı ile de aranızı iyi tutmanız gerekiyor. Yoksa görevden döndükten sonra üssünüzde ayaklarınızı uzatmış dinlenirken, bir anda saldırıya uğramış bulabiliyorsunuz kendinizi.

Bu bize oyunda sadece uzaylılarla savaşmaktan başka, şehrin politik grupları arasında diplomasi ve casusluk gibi pek çok farklı konuda da taktik geliştirmeye zorluyor. Ancak hamlelerinizi doğru oynarsanız şehirdeki en güçlü birim siz oluyorsunuz ve kimse size kafa tutamıyor.

Oyun bu açıdan günümüz oyunlarının çok azının verebildiği sürükleyicilik hissini oyuncuya sunarken, farklı konularda çoklu strateji kurma deneyimini de başarılı bir şekilde yaşatıyor.

XCom Apocalypse strateji seven herkesin eski tarihli demeden oynaması gereken harika bir oyun. Mikro evreninde dikkatli kararlar alarak ilerlerken, bir yandan da şehrinizi kurtarmanın yolunu keyifle arayacaksınız. Oyunu Steam’de bulabilir ve DosBox aracılığı ile oynayabilirsiniz.

TIGER KNIGHT: EMPIRE WAR

Şimdi bir oyun düşünün inceleme yapılmasına gerek duymadan istisnasız oyuncu kitlesinin bir çoğunluğunu ilk aydan kendine çekmiş, Türkiye pazarında hemen adını duyurmuş ve gerçekten F2P olarak piyasa da yerini almış. Bütün bunlarla beraber kaliteli ve eğlenceli oyuncu içeriyor. İşte size şimdi böyle bir oyundan bahsedeceğim.

534500_screenshots_20161225183935_1

Oyunun geliştiricisi NetDragon Websoft, Çin Halk Cumhuriyeti merkezli bir firma. Gerek grafikler gerek oynanıştan kaynaklı bazı detaylar ve grafik tarzları yüzünden Uzak Doğu çıkışlı oyunları pek beğenemeyen bir insan olduğumdan mütevellit başta oyuna karşı oldukça ön yargılı yaklaştım. Avrupa sunucuları açıldığı ilk ay Steam üzerinde en fazla indirilen ilk 100 oyun arasına girdi, birçok eski F2P oyunu solladı ve güzel bir noktaya yerleşti. Böyle böyle derken birkaç video izledim, modlarına baktım, oyunun gelecekteki potansiyelini kurcaladım ve yükleme ihtiyacı hissettim. Mount & Blade ve Chivalry karışımı bir oyun olduğu yorumları beni esas oyuna sürükleyen etmendi.

P2W Görünümlü F2P Oyun Menüsü

Oyun kısa bir sürede indi ve herhangi bir sorun çıkarmadı, her şey çok güzel ilerliyordu, takii oyunun menüsünü açana kadar. Uzak Doğu yapımı olduğu buram buram kokan Pay 2 Win görünümlü bir ara yüze sahip menüyü gördüğüm ilk andan, çözene kadar geçen süreçte 2 fincan kahve bitirdim.

tiger-knight-ss3

Menüyü çözdüm kurcaladım, biraz alıştırma yaptım yavaş yavaş oyuna ısınmaya başlamıştım. Açıkçası alıştırmalardan da keyif alıp daha iyi skor nasıl yaparım diye bir süre oynadım ancak hiçbir alıştırma bölümünden altın madalya ile ayrılamadım. Tabii eşyalar kötü, bez parçaları tahta silahlarla saldırıyorum, böyle olunca alıştırma bölümü bile yüzüne bakmıyor adamın.

Yavuz Atlar Kişnedi…

Oyun henüz erken erişimde olduğundan çok fazla harita veya çeşitli modlar beklemiyordum PVP’ye gireceğim vakit, Command ve Duel olarak iki çeşit PVP modu var ancak birçok çeşit harita olduğunu da level atladıkça anladım. İlk olarak Duel mode denedim çünkü Command Mode oyunun asıl modu ve esas zevki onun vereceğini tahmin ediyordum. Chivalry kafasında oynanış tarzıyla aksiyonu bol bir mod olmuş, süre sonunda en çok düşmanı öldüren takım birinci geliyor. 2. Duel Mode girişimde farklı bir harita geldi, sevindim ancak oyunun ortalarında 20-12 öndeyken bende bir üzüntü gark etti. Karşı takıma giren üzeri full plate armor kaplı, elinde koca mızrağıyla, atının üzerinde ortalığı talan eden bir abi iyi de oynuyor olacak ki maçı çevirmeyi başardı.  Tabii akıllarda direk şu soru oluştu; oyun gerçekten P2W’miydi yoksa Duel Mode için henüz bir seviye eşitlemesi getirilmemiş miydi?

tiger-knight-ss2

Bunu anlamam için artık Command Mod’a girip üstüme başıma bir çeki düzen vermeliydim. Wei, Shu ve Wu olarak üç farklı birlik çeşidinden okçuları daha güçlü olan Wu olanı seçtim ve başladım. Militia Corporallarımı aldım, haritadan yerimi seçtim ve oyun başladı, herkes bayraklara doğru koşuyordu, ortadan büyük bir savaş dönerken ağaçların arkasından dolanıp karşı birlikleri araya sıkıştırdık ve en az 2 ordu arada telef oldu. Gerçekten keyif veriyordu askerinle beraber taktiksel bir oynanışla saldırmak.

Bir süre sonra okçuları açtım ancak sandığım kadar efektif olmadığını fark ettim, çok fazla asker haşat edebilseniz de takımın da sizinle uyumlu saldırmadı gerekiyor ve sizi koruyan bir birliğin olması gerekiyor. Ancak yine de okçu birliğinize nereye ok atacaklarını, işaretlemek, tepeye çıkıp savaşın ortasına ok yağdırmak ve o hasar puanlarını görmek başka bir zevk veriyor. Hala okçulardan vazgeçmiş değilim inanıyorum daha güzel olacak yakında.

Atlı mızraklı birlikler ve direk mızraklı birlikler gereksiz bir avantaj sağlıyor oyunda, dümdüz içlerine girip saldırırsanız çok bir şansınız olmuyor açıkcası. Diğer yandan haritayı iyi okuyup kendi generalinizi korumanız gerekebilir veya karşı takımın generalini sinsice kesmeniz de mümkün.

Hala muallak olan sorular

Gelelim P2W konusuna, World of Tanks, World of Warships gibi bir arayüze, birlik seçme ve birlik geliştirme mekaniklerine sahip. Seçtiğiniz birlikle kazandığınız puanlarla bir sonraki tier’e yükseltebiliyor ve yeni eşyaları bu şekilde alabiliyorsunuz. Birlik için açtığınız eşyalar, sizin için de açılıyor ve ücretini ödeyerek üzerinize giyebiliyorsunuz.

534500_screenshots_20161225184029_2

Bu noktada oyun Command Mode’ da kendi askerlerinizin Tier seviyenize yakın kim varsa onlarla eşleştiriyor ancak Prestij satın alıp hızlı Tier atlamış insanlar karşınıza fazla çıkmıyor. Ancak kendi üzerine giydiği eşyalar yüksek tierden olup askerlerinin tier’i düşükse sorun yaratabiliyor bu da oyunun tadını ufakta olsa kaçırıyor. Buna World of Tanks/Warships’ den alışık olan insanlar çok sıkıntı etmeyecektir, çünkü takım oyununuz iyiyse yine çok fazla avantaj sağlayamıyor tek bir birlik.

Aynı şekilde Duel Mode’ da ise askerlerle değilde tek başınıza komutan komutana girildiği için bir tier hesaplaması yapmadan atıyor ve karşınızda yüksek seviyeli rakipler görmeniz olası oluyor.

tiger-knight-ss1

Her neyse artık bir yerden bağlamam lazım. Oyun, ara yüze ve menüsüne, tam oturmamış optimizasyonuna rağmen kendini oynatıyor, PVE’ye fazla değinmedim çünkü çok başarılı değil ve henüz geliştirme aşamasında. Yılbaşı etkinlikleri ile yenilenen Duel Mode haritasını kesinlikle oynamanızı öneririm. Havai fişekler arasında çok güzel bir aksiyon sahnesi yakalıyorsunuz. Türü birazcık ilginizi çekiyorsa kaçırmayın efendim.

Efsane Oyunlar: RED ALERT

Dıe waffen, legt an!

red-alert-4

Command & Conquer: Red Alert piyasaya ilk çıktığında Half Life’ın oyun dünyasında yaşattığı sarsıntıyı gerçek zamanlı strateji (gzs) aleminde yaşatan ve bizleri bu tür oyunları sevdiren bir oyun oldu. Ayrıca internette izleyebileceğiniz askeri videoların çoğunda duyduğunuz meşhur Hell March şarkısı da kadayıfın üstüne kaymak oldu.

Akacak Kan Yerinde Durmaz

Oyun bizi alternatif bir gelecek ile karşılıyordu. Nicola Tesla yerine Albert Einstein başrolde idi ve yaptığı bir zaman makinesi ile Hitler’in iktidara geçmesini engelleyerek ikinci dünya savaşının çıkmasını önlüyordu. Ancak akacak kan yerinde durmuyordu bir türlü. Kimseyle savaşmayınca rahat batan Ruslar ve yoldaş Stalin “Belki şurada da bir komünist uydu ülke vardır” diyerek Avrupa steplerine İstanbul trafiğini tenha bırakacak kadar çok tank ve asker ile saldırıyor. Ve oyun bu andan itibaren görev yaptığımız doğulu Sovyetler birliği ile batılı Müttefiklere ait çetin görevler ile devam ediyor.

Red Alert sade ama bir o kadar da işlevsel ara yüzü sayesinde, bize oyunla cebelleşmeden görevlere odaklanma imkanı sağlıyordu. Bu, o zamana kadar karşımıza çıkan en pratik ara yüzdü ve emirlerimizi verirken hiçbir zorluk çekmiyor, oyundan kopmuyorduk. Üstelik bölümlerin tasarımlarındaki ayrıntılar ve bölüm aralarında izlediğimiz (ki muhteşem bir yenilikti) videolar ile oyuna ve hikayesine biraz daha bağlanıyorduk.

red-alert-3

Oyun dengeleri öyle ustalıkla kurulmuştu ki, savaşların salt sayılar ve ateş gücü ile kazanılmadığına da görmüştük. Özellikle senaryo bölümlerinde daha yoğun bir şekilde yaşatılan bu tecrübede, gizli yollardan düşman üssüne giren bir ajan askerin (Alman güzeli Tanya ) en az bir tank bölüğü kadar yıkım getirebileceğine tanıklık ettik. Oyun sayısal üstünlük kadar, gizli hareket etme ve göreve uygun birim seçmenin de önemli olduğunu bize öğretiyordu.

Muhteşem hikayesinin yanı sıra, bizlere sunduğu yaratıcı silah ve birimler sayesinde, oyunu farklı stratejilerle oynayabilme imkanı sunuyordu Red Alert. Yüz adet tank ile düşman üssüne saldırabildiğiniz gibi, son teknoloji ürünü mamut tanklarından üç adet üretmeyi bekleyerek de düşman üssünün ön kapısından girip arka kapısından çıkabilirdiniz. Bu noktadan sonrası içinizdeki sadistin yaratıcılığına kalıyor. Hatta oyunda ilerleyip klasik saldırı taktikleri sizi kesmemeye başladığında normalde savunma amaçlı olan, komplo teorisi hayranlarının favori bilim adamı ve elektriğin babası Nikola Tesla’nın bize armağanı Tesla kuleleri ile düşman üssünü kuşatıp yok etme gibi fantastik planlara girmeye başlayabiliyorsunuz.

red-alert-5

Tankla Düşman Ezilen Günler

Düşmanı etkisiz hale getirmek için elimizde sayısız fikir ve birim vardı. Tesla kuleleri ile yaklaşan düşmanları kızartmaktan tutun da; Rus tankları ile düşman askerlerini ezerek yok etmeye kadar değişen ve hayal gücümüzün sınırlarını zorlayacak türde saldırılar yapabilme imkanı ilk kez elimize geçiyordu. Bu da içimizdeki en antimilitarist, en barışçıl oyuncuyu bile savaşın ateşiyle yakabiliyor ve kendisini çatışmanın karmaşasına teslim etmesini başarıyordu.

Saydığımız, sayamadığımız diğer pek çok özelliği ve getirdikleri yenilikleri sayesinde Red Alert oyun dünyasında ve özellikle gzs aleminde zirveye yerleşti. Starcraft’tan sonra en çok satışı yapılan strateji oyunu olması da bu başarısının bir göstergesi.

red-alert-2

Hell March ile Titreyen Yürekler

Daha önce de bahsettiğimiz gibi oyun bize harika bir senaryo ve oynanış sunmasının yanında Hell March müziğini de kazandırdı. Frank Klepacki’nin bizlere armağan ettiği parçadaki eğitim subayının bağırışları ile yükselen postal sesleri bizi savaşın içine hiç sıkıntı çekmeden sokuyordu. Bu nedenledir ki internette izlediğiniz pek çok askeri videonun fon müziği olarak karşımıza çıkar. Çünkü bu müzikle patates soyan bir asker videosu bile savaşa hazırlanan bir komando gibi gelir izleyene.

Oyun freeware olarak yayıldıktan sonra, çıkışının üzerinden yıllar geçmesine rağmen pek çok kişi tarafından tekrar tekrar oynandı. Ayrıca arzu edenler için, online olarak CnCNet.com üzerinden hala oynanabiliyor. Siz de günün neredeyse her saati kapışacak birilerini bulabilir ve bu efsane oyunun tadını çıkartabilirsiniz.

Hearthstone: Yeni Başlayanlar İçin Stratejiler

Welcome to my inn!

Daha önceki yazımda Hearthstone’a yeni başlayacaklar ve yine oyunda yeni olup çok fazla ilerlemeyenler için bir liste hazırlayacağımı söylemiştim. Başlamadan önce şunu belirteyim her oyun gibi Hearthstone’da da kazanma/kaybetme dengesi sizi oyuna bağlayan bir olay, ne kadar çok maçta rakibinize üstünlük kurarsanız o kadar hızlı görevleri bitirir, para alır, o parayla kartlarınızı tamamlarsınız. Tamamlanan kartlar daha iyi destelere ve daha iyi desteler daha çok kazanma oranına tekabül eder, bilmem anlatabildim mi? Şimdi çok uzatmadan kendini ilerletmek isteyen arkadaşlar için birkaç başlangıç adımları sıralıyorum. Bu birkaç madde oyuna yeni başlayanları da kapsıyor, eğer oyunda o kadar da yeni değilseniz siz o adımları direkt geçebilirsiniz.

  • Bütün karakterleri 10. seviyeye çıkartın.

Oyundaki 9 class’ın tamamını 10. seviye olana kadar practice modda maç yapın. Hem class’lar hakkında genel fikrinizi oturtursunuz hem de oyundaki gizli bir görevi açığa çıkartırsınız. Bu işi bitirdiğinizde oyun size hediye olarak pack verecektir. Basic cardları tamamladıktan sonra hepsiyle birer maç daha yapın. Unutmayın ilk maçların practice modda yapılması çok önemli zira eğer karşınıza sözgelimi warlock oynarken çok fazla iyi oyuncular denk gelirse aslında çok sevebileceğiniz warclok classını bir daha oynamaya tövbe edebilirsiniz.

  • Arena Parasını Harcamayın

Oyunun bu aşamasından sonra ucuz ama iyi bir deste hazırlamaya yönelik bir takım hamleler yapacağız. Her geçen gün yeni kartlar eklendiği için sizi olduğunuz yerden yükseltecek iyi bir deste için her kuruş kardır. Innkeeper size arena run yapabilmeniz için 1 kerelik bedava giriş verecektir, arenada işiniz bittiğinde ise bir daha girebilmeniz için 150 gold daha verecek ama sakın harcamayın. Zira arena kendi metasına sahip farklı dinamikleri olan ve gün geçtikçe daha çok şans faktörünün hakim olduğu bir sistem haline geldi. Ben size oynamayın demiyorum sadece ilk adımlarınızı atarken ikinci planda bırakın diyorum.

  • Görevleri aksatmayın

Oyunda para biriktirmenin en etkili yolu günlük görevleri aksatmamak. 3 yıldır oynamama rağmen halen koleksiyonumda ciddi eksiklikler var ve 3 yıl içerisinde atladığım her daily queste lanet ediyorum diyebilirim. Günlük görevler ortalama 50 gold veriyor, direk pack veren bir quest daha mevcut. Siz isterseniz 40 goldluk questleri göndermeyi deneyebilirsiniz. Bu noktada oyunu artık rank mode içerisinde oynamaya başlamış olmalısınız zira görevler practice içerisinde yapılmıyor. Bir diğer husus ise Tavern Brawl’ları atlamamak; her hafta en az 1 kez kazanıp packinizi elde edin. Hiç kimse için 40 dust önemsiz değildir.

  • 2 adet karakter seçin

Bu aşamada hızlıca desteler elde etmek için 9 classtan 7 tanesini ilk planda es geçmenizi öneriyorum bu yöntem 3 yılın sonunda bana 6 classtan birçok desteyi eksiksiz tamamlama şansı verdi. 2 adet classı ilk adımdaki tecrübelerinize binaen seçin, diğerlerinin sadece basic destelerini görevleri tamamlamak için kullanırken bu iki classda ucuz ve güzel desteler bulmaya çalışın. Face hunter da ucuz bir destedir, seçimleriniz arasında yoksa bile bir köşede yapın desteyi, dursun. Bu noktada bir diğer önerim ise classlardan birinin mage olması zira her metada iş yapan birçok deste seçeneği mevcut.

  • Destelerinizi belirleyin

Oyundaki classlarınızı belirledikten sonra sizi ileri taşıyacak destelerinizi seçin. Seçenekler çok görünmesine rağmen biraz daha belirgin hedefler var ortada. Örneğin control warrior başlangıç için pahalı bir deste; face hunter, ressurect priest, murloc paladin biraz ilerleyince  midrange hunter, control priest, secret paladin oranla daha ucuz desteler. Siz interneti tarayarak daha net sonuçlara ulaşabilirsiniz.

  • Adventureları Açın

Adventurelar, oyun içerisinde başka hiçbir yerde bulunmayan kartlara sahip olma imkânını sağlar. Aradığınız kartların da bir kısmını ancak buradan bulacaksınız. Adventurelar ve getirdikleri şeyler ile ilgili ayrı bir yazı hazırlamayı planlıyorum, ona daha sonra değineceğim.

Eğer oyuna para verme niyetiniz varsa hiç zaman kaybetmeden satın alın. Yoksa her wing için 700 gold vermeniz gerekiyor bu da günlük ortalama 50 golddan yine ortalama 14 günde bir wing açmanızı sağlar. Yani kullanımda olan 3 adventure ve kartları yaklaşık 6 ayda tamamlarsınız. Uzun bir zaman gibi geldiğinin farkındayım öncelikle ihtiyacınız olan kartlara odaklanarak işleri hızlandırabilirsiniz örnek vermek gerekirse blackrock mountain’da yalnızca ilk haftayı açıp uzunca bir süre devamına tenezzül etmemiştim ben. Siz de istediğiniz kartlara odaklanıp ona göre davranabilirsiniz.

  • Durumu Değerlendirin

Durumu değerlendirip hazır deste üzerinde imkânlarınız doğrultusunda değişiklik yapın. Yakın mana costu olan ya da benzer özelliklerde kartları değiştirin. İdareten yaptığınız değişiklikler istemeden desteye yaptığınız bir katkıya bile dönüşebilir belki

  • Profesyonelleri izleyin

Oynayacağınız classları seçtik, destelerimizi seçtik, yavaş yavaş desteleri de tamamlıyoruz. Şimdi elimize aldığımız desteyi oynamayı öğrenmek var. Basic decklerle bile mücadele etseniz karşınızdaki desteye karşı avantajlı olmanın anahtarı bu noktadan sonraki adımlarda sıralayacağım başlıklardan geçer. Bunu en iyi yapan da internette yayın yapan profesyonel oyunculardır. İsimlerini Turnuvalardan duyabileceğiniz, “HEARTHSTONE MIRACLE ROGUE” gibi destenizin adını arayınca ortaya çıkan videolardaki şahısları takip edin. Birebir kendi destenizi oynuyorlarsa hem seçiminiz doğrudur hem de şanslısınızdır zira kritik kararlar konusunda o videolardan çok şey öğrenebilirsiniz.

  • Hedefler Koyun

Bu başlık biraz kişisel gelişim seminerlerini anımsattı biliyorum. Siz yine de çıkmak istediğiniz Rank için hedefler koyun. Rank 20 ile başlayan hedef tahtanızı 15e çıkarttıktan sonra uzunca bir müddet orada tutabilir, 5er 10ar arttırdıktan sonra uslu bir çocuk olursanız legend rankı görebilirsiniz.

  • Trade dengesini koruyun

Gelelim maç içerisinde yapmanız gerekenlere. Minyonları ve spelleri karşı tarafın minyon ve spelleri için harcamaya trade denir. 5 canlı bir minyon için 6 damagelik fireball kullanmak mantıklı gözükebilir hele ki bu minyonun üzerinde “taunt” varsa, peki ya ileride ölümcül vuruşlar ya da daha zor yok edilecek minyonlar için saklama seçeneği? Aynı şey minyonlar ve diğer speller için de geçerli, bu dengeyi kurmayı da zamanla oturtacaksınız. Oturduğunda ise işler çok daha kolay olacak sizin için.

  • Lethal damage’i unutmayın.

Karşıdaki oyuncunun canını sıfırlamaya yetecek damage’e sahipseniz “Lethal’iniz” var demektir. En usta oyuncular bile kimi zaman bunu hesaplamayı unutup yalnızca yerdeki diğer minyonlara ya da komboları için gerekli kartlara odaklanıyor ve kazanabilecekleri maçı ya uzatıyor ya da kaybedebiliyorlar. Lethal’ı hesaplamak, manuel vitesli arabayı yokuşta kaldırmak gibidir. Yılların şoförleri bile bir dalgınlıkla arabayı söndürebilir ama siz mümkün olduğunca dikkatli olun.

  • Arkadaşlarınızla iletişimde kalın.

Sizden deneyimli oyuncularla birebir irtibat, maçlarınızı izleyip yorum yapmaları gibi yardımlar en az profesyonelleri izlemek kadar yararlıdır. Artı olarak soru cevap yapabilirsiniz ve oyun performansınızı yükseltebilirsiniz. Eskiden size yardımcı olan bir arkadaşınızı yenmek ise büyük bir tat verir insana. Unutmayın kartlarınız tamamlanınca bütün destelerin aynı olduğunu, farkın kişiler tarafından yapıldığını anlayacaksınız. Arkadaşlarla karşılıklı oynamanın faydaları saymakla bitmez, yeni kartlarla tanışabilirsiniz, yeni destler deneyebilirsiniz. Kendi yaptığınız desteyi kontrol etmek için de birebirdirler. Örneğin yaptığımız destenin daha çok kart çekme özelliğine ihtiyacı olduğu veya oyunun ilerisinde bitirici kartlara ihtiyacı olduğu verilerini bu tip mini müsabakalardan elde edebilirsiniz.

  • Kazan/Kaybet dengesinde kendinizi kaybetmeyin.

Üst üste kazanırken oyun çok eğlenceli olabilir. Bu oyunda şans faktörünün her zaman devrede olduğunu unutmamak gerekir. Win strike sırasında oyunu bırakmayın, üst üste kayıplarda ise sinirlerinizi zorlamadan oyuna bir ara verin.

  • Ne olursa olsun bunun bir oyun olduğunu ve eğlenmeyi unutmayın. Kendinize iyi bakın. Donmuş botlarınızı ateşte ısıtın!