MAFIA III

Bu hafta yemedik içmedik Mafia III oynadık. Yemedik içmedik diyorum çünkü çevrimiçi oyunlarla tanıştığım ilk günden beri zaman mefhumumu bu kadar kaybettiğimi hatırlamıyorum. Bir de GTA’nın bence en efsane oyunu olan San Andreas aynı etkiyi yaratmıştı bende ki bu noktaya daha sonra geleceğim. Yani demem o ki tek kişilik hikâye tipi oyunlarda özlenen bir lezzete sahip bir oyunla karşı karşıyaydım.

İlk olarak hemen belirteyim MAFIA 2 yi oynadım ama ilk oyunu hiç elime almadım. Yine de 2 ve 3 ün aynı evrende geçiyor olması ve oyunun daha çok başlarında eski oyundan karakterimiz Vito Scaletta ile karşılaşmamız çok hoşuma gitti. Yine en kült mafya yapımlarında olduğu gibi karakterimizin motivasyon kaynağı, gerek geçmişi gerek gelişen olaylar sonucunda iyi oturmuş. Irkçılık dibine kadar işlenmiş ve konuşmalar da küfür kıyamet ilerliyor. Zaten daha en başta kocaman bir “bu oyunda ırkçılık var kardeşim hem de dibine kadar beğenmiyorsa oynama” tadında yazı gözümüze sokuluyor. Ama oyunun temel konusu asla ırkçılık olmuyor. Karakterimizin kökeni ne olursa olsun vatansever bir Amerikalı olması ve askerden yeni dönmüş olması da artık klasikleşmiş olmasına rağmen abes durmayan bir durum. Tamam, belki askerlik konusunda ‘yine mi’ dedim ama kısa süre içinde hikâyeye kendini yedirdi ve hiç sırıtmadı. Oyunun hikâyesindeki bir başka güzel nokta ise olaylarla birlikte ilerleyen ve belgesel parçalarından oluşan ara sahneler. Belgesel yıllar sonra olup bitenle ilgili çekilmiş de siz hikâyede ilerledikçe ilerliyor. Bazen bir mahkeme salonundan video kaydı bazen bir röportaj oluveriyor. Ana hikâyeden bağımsız yaptığınız görevlerin içinde karşılaşmıyorsunuz ama ana hikâyeye bağlı görevlerde yanlışlıkla ölseniz ya da ölmemesi gereken birini öldürürseniz bile papaz abimiz hemen çıkıp “Lincoln’ün şu kişiyi öldürmesi onun için büyük bir hata olmuştu ondan sonra işi hiç rast gitmedi” diyor bir röportajın ortasında.

Oyunun dokusu 1973’te biten Vietnam savaşının devamı yıllarına dayanıyor. Önceki oyunda oynadığımız şık arabaların paslanmış halleri ile birlikte daha lüks ve havalı arabalar da mevcut. Ben şahsen genelde klasik woswosa benzetilmek istenen bir araba ile geziyorum. Hiçbir markanın patenti ile uğraşmak istemedikleri için sanırım kaplumbağamsı bir araba olması bile yeterli. Sonuç olarak yeterince harika şarkının patentine sahipler. Seri genel olarak gerçeklikten minimum ödün vermeyi seviyor zorluk seviyesi ayarı da olan 3. Oyunda (2′ de yoktu) zorluk arttıkça polisler sizi daha kolay tanıyabiliyor aşırı hız gibi sebeplerle peşinize takılabiliyor ve sokakta işlediğiniz bir suç için görgü tanıkları polisi arayıp haber verebiliyor. Görgü tanığını öldürmeye kalkarsanız bir başkası bunu ihbar edebiliyor. Bir seferinde önümden çekilmeyen bir arabaya olan sinirimden 6 kişiyi üst üste vurmak zorunda kalmıştım. Silah konusunda çok geniş bir yelpazemiz yok. Tatmin edici bir çeşitlilik için iyice ilerleme kaydetmeniz lazım. Üzerinizde bir ağır silah ve bir tabanca, 4 çeşit bombadan sınırlı miktarda ve 3 adet adrenalin iğnesi (anında iyileştirme materyali) taşıyabiliyorsunuz. Bunlar geniş çaplı bir çatışma için çok fazla yeterli değil bu da oyunun sizi biraz HITMAN veya Assasin’s Creed taktiklerine yönlendirme şekli. Görevlerin sizi aklınızı kullanmaya teşvik etmesi oyunu tekdüzelikten çıkartıyor. Bunun yanında yapabileceğiniz yan görevler ya da GTA serilerinde çoğumuzun yaptığı gibi kargaşa yaratma şansımız da var. Serbest hareketi getirmelerinin nedeni önceki oyunda çok eleştiri mağduru olduklarından mıdır bilmem ama ben beğendim. Açıkçası şu dergi ve poster toplama işini de oldukça kolaylaştırıyor.

mafia-3-1

Hikâyenin devamlılığında güzel bağladıkları bir konu var ki o da intikamcı bir asker eskisinden koca bir şebeke liderine dönüşme şekliniz. Eğer ara sekansları iyi okursanız bunun doğalında oluştuğunu görürsünüz. Zaten tarihte “ben mafya olayım biraz suç işleyeyim” diye başlayan mafya hikâyesi yok. Varsa bile benim haberim yok. Hep çevresel koşullar insanları kirli para kazanmaya yönlendiriyor bu insanlar da aç gözlülükleri sebebiyle dürüstlüklerinden ödün veriyor. Bu noktada Godfather üçlemesinin son filmine atıfta bulunduğumu, izleyenler bilir.

Oyunun olumsuz yanlarına geçelim, öncelikle eski oyunculardan sıkça gelen “MAFIA ruhunu kaybetmek” eleştirisini dikkate almak lazım diyorum. İlk oyunu oynamadığımdan mıdır nedir tam olarak ne demek istediklerini çözemedim belki de haklılardır. Zaman zaman birtakım grafik sorunları oluşuyor karakterin üzerinde ya da haritada bunlar da oyunu tekrar yüklemeye zorlayınca geçiyor. Örneğin karakterinizin üzerinde kıyafetlerle ilgili bir “bug” oldu bir arabaya bindiğiniz anda hata ortadan kalkıyor. Bir de ölünce cebimizdeki paranın yarısını kaybetme işi çok sinir bozucu. Parayı kasada saklayabiliriz gitmesin diye, bu sefer de harcayamıyoruz sanıyordum ama paran kasada iken de harcama yapılıyormuş. E ne anladım ben bu işten? Yapımcıların gerçekten birikimle ilgili bir bilinçaltı mesajı planladıklarını düşünmeye başladım. Görevlerin ilerlemesi ilk başlarda çok güzel ve akıcı olsa da ileride intikam alacağımız mafya babasının altındaki 9 adamı öldürme planı kuruyoruz ve bu 9 adamı öldürmek için yan görevleri bitirmek zorundayız. Yan görevler bu insanların ortaya çıkmasını sağlıyor, liselerdeki zorunlu seçmeli derse çevirmişler. Bu görevler konusunda yapımcı maalesef çeşitlilik sağlayamamış. Bu da bir yerden sonra sıkıyor hele önceki oyunlarla karşılaştırdığımız zaman oyunun ileriye gitmediğini, kendini geliştirmediğini bilakis gerilediğini tespit ediyoruz. Bir yerden sonra artık bitse de gitsek mantığıyla yan görevlere koşturmak belki de yaptıkları en ağır hata olmuş, birazcık çeşitlilik istedik ya çok mu? Taktiksel ilerlemeler ve stratejilerden bahsetmiştim ve bunları çok beğendiğimi de belirtmiştim yine kısa bir süre sonra rutine bağlıyor seçenekleriniz hep ıslık, yumruk, düz çatışma eksenine dönüyor. Oyunun başlangıcı müthiş ama kısa bir süre sonra tembellik yapıp birtakım mekanikleri rutine bağlamışlar. Oyunda açık dünya esansı var yalnız bir bardan içki alayım birileriyle sohbet edeyim ya da bir atari salonunda biraz zaman harcayayım olmadı bilardo oynayayım yok. Çok sınırlı tutmuşlar. Oyunda yenilik yapılması yerine eskiye gidilmiş bir başka konu kıyafet meselesi.  Vito Scaletta ile oynarken farklı tonlarda ve kalitelerde takım elbiseler alabilir ya da eski kot-ceket kombinine sahip bıçkın delikanlı olarak devam edebilirdik, Lincoln ise bütün oyun aynı kıyafetleri giyiyor maddi durumu ve statüsü yükselmiş olsa bile bu üst başına hiç yansımıyor. Yalnızca arabalarınızın güzelleşmesi yahut paranızın çoğalması bence bu noktada yetersiz kalıyor. Oyunda fizik motoru bağlamında da eksiklikler var kırılmayan camlar açılmayan kapılar ve özellikle hasar almayan arabalar. Bu grafik kalitesinde bir oyuna ağır ve hızlı kazalardan sonra bu kadar saçma hasar alan arabalar yakışmıyor, GTA serisinde motoru yanarken içinden kaçtığımız arabaları mumla arıyoruz.

mafia-3-2

Sonuç olarak acısıyla tatlısıyla ben bu oyunu beğendim arkadaş. GTA serisinin suça iten ve görevden uzaklaştıran sorumsuz anarşist yapısını taşımıyor MAFIA III, burada karakter ile bir oluyorsunuz görevleri ilerletirken, aynı intikamı almak için yanıp tutuşuyorsunuz, aynı ırkçılığa maruz kalıyorsunuz ve her şey bittiğinde derin bir oh çekiyorsunuz. Oyun dünyasının böyle değerli yapımlara iyi senaryolara daha fazla ihtiyacı var bu dönemde. Hatta çok daha akıllıca üretilmiş çeşitlendirilmiş senaryolar kesinlikle hakkımız. Başka oyunlarda, başka yazılarda görüşmek üzere. Hoşçakalın.

Barış Mıhçı

  • TC Feza Mihçi

    Çok güzel olmuş emeğini sağlık

  • İrem Zeybek

    Harika 🙂